YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20770
KARAR NO : 2013/14901
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan …’nın, kendisini … Müdürü …, diğer sanık …’ın da onun sekreteri … (…) olarak tanıttıkları, sanıkların, önce tanık … ile tanışarak “gümrükte onaltı bin ton buğday var, eğer tanıdığın varsa görüşün, alacak olan varsa verelim, biz de komisyonumuzu alalım” dedikleri, tanık …’ın da durumu, daha önce tanıdığı katılana, katılanın da, tanık …’e bildirdiği, katılan ve yanındakilerin bir lokantada sanık … ile buluştukları, …’ün kendisini … olarak tanıtıp … Müdürü …’ın sekreteri olduğunu söyleyerek söz konusu buğdaylardan da numune getirdiği, burada tanık … ile pazarlık yaparak kilosu 420 TL’den ve %30’unun peşin % 70’inin de depo teslimi ödenmesi
kaydıyla anlaştıkları, tanık …’in, 126.000 TL parayı tanık … aracılığı ile katılana gönderdiği, katılan da, tanık …’in yeğeni olan tanık …’ı arayarak buğdayın teslim edileceği adresi istediği, sanık …’ün bu tanığa da kendisini Diyarbakırlı … olarak tanıtarak … Müdürü …’dan bahsettiği, tanık …’in, bu müdürle tanışmak istediğini söylediği, birlikte Kongre Merkezi’ne geldikleri, tanık …’in, … … isimli kişinin telefon numarasını istediği halde vermediği, daha sonra, bu kişinin tanışmak istemediğini söylediği, sanık …’ün tanık … ile telefonla konuştuğu, önce paranın verilmesi gerektiğinin ticaret gereği olduğunu, ticaretin risk demek olduğunu, … Müdürü … …’nin deşifre olmamak için tanışmak istemediğini ve telefonunu veremediğini söylediği, …’in de bunun üzerine katılana, alışverişi tamamlaması talimatı verdiği, bunun üzerine katılan ile sanıklardan …’ün tekrar limana gittikleri, kendisini … olarak tanıtan sanık …’nın liman kapısına geldiği, poşet içindeki 126.000 TL’nin elden sanık …’ya teslim edildiği, bu sanığın, katılana, akşam 17.00 gibi gelip imza atacağını, gece 22.00 gibi de buğdayları yükleyeceğini, kooperatiften tanıdık kamyonlar olduğunu, onları ayarlayacağını, bu arada gidip kendisini beklemelerini söylediği, bunun üzerine katılanın, sanık … ile bir kafeye gittikleri, sanık …’ün telefonuna bir mesaj geldiği, daha sonra bu sanığın, tuvalete gidiyorum, diyerek çantasını da katılanın yanına bırakıp ayrıldığı, uzun süre dönmemesi üzerine katılanın çantayı kontrol ettiğinde çantanın boş olduğunu, sanığın arka kapıdan çıkıp kendisini bekleyen bir araca binip gittiğini öğrendiği, böylece sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, tanık ifadeleri, teşhis tutanağı, kamera kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanıklar müdafiilerinin sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesine göre; “kararlarda, para cezalarının yirmi eşit taksitle ödenmesine” karar verilmesine rağmen, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümlerin ilgili kısmına “adli para cezalarının birer ay arayla yirmi eşit taksitle ödenmesine” ifadesi yazılmak suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.