YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10971
KARAR NO : 2013/8956
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/2,62,52. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair… 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24/12/2007 tarih ve 2007/86 esas, 2007/462 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/06/2010 gün ve 2008/162123 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 05/03/2013 gün ve 2011/19416 Esas 2013/3956 sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı …nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 05/03/2013 gün ve 2011/19416 esas, 2013/3956 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas ilamı bulunan sanık hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın, Bağ-Kur’a borcu bulunan mağdura isim belirtmeksizin içeride tanıdıkları olduğunu söyleyerek taksitlendirme yaptırabileceğinden bahisle evraklarını ve içinde 4.500 TL olan zarfı parayı kontrol etmek için aldığı, el çabukluğuyla cebinden çıkardığı içerisinde iki adet 50 TL ile kağıt parçaları olan başka bir zarfla değiştirerek mağdura verdiği, bekle diyerek yanından ayrılıp ortadan kaybolduğu ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın hilesi mevcut olmakla birlikte, hilenin sadece zarfın kontrol amacıyla verilmesini sağlamaya yönelik olduğu, mağdurun ise bu hileye aldanarak para dolu zarfı kontrol etmesi için sanığa verdiği, sanığın zarfı kontrol etmesiyle, mağdurun zarara girmediği gibi sanığında haksın menfaat elde etmediği, bu aşamadan sonra sanığın, menfaat temin etmesi için zilyetliği kendisine devredilmemiş olan zarfı gizlice aldığı, mağdurun ise bu duruma rıza göstermediği, sanığın bu son hareketi ile eylemin hırsızlık suçu vasfını kazandığı anlaşıldığından, sanığın mağdurdan gizlice ve rızası olmadan bulunduğu yerden el çabukluğu ile içinde 4560 TL olan zarfı almasından ibaret eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.