Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16333 E. 2013/17431 K. 13.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16333
KARAR NO : 2013/17431
KARAR TARİHİ : 13.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Karaman PTT Başmüdürlüğü Yapı Teknik İşleri Amirliği teknisyeni olarak görev yapan sanık …’nun eşi …’nun … sigorta sicil numarası ile 15.10.2001-Ocak 2007 tarihleri arasında menfaat karşılığı sigortalı işte çalıştığı halde sanık tarafından düzenlenen 09.07.2002, 30.12. 2002, 16.01.2004, 25.07.2005, 20.01.2006 tarihlerinde kuruma verdiği tedavi yardım beyannamelerinde eşinin sosyal güvencesi olmadığını belirtip 30.08.2002-04.08.2006 tarihleri arasında eşi adına hasta sevk kağıtları çıkartarak toplam 1.653,82 TL sağlık giderini kuruma ödettirerek kurumu zarara uğrattığı; Karaman PTT Başmüdürlüğü personel ve idari işler müdürlüğü aşçısı olan sanık …’nun … sigorta sicil numarası ile 01.03.2005-Haziran 2006 tarihleri arasında sigortalı olarak işte çalışan kızı …. adına sevk kağıdı çıkartılarak sağlık gideri olarak toplam 24,24 TL sağlık giderini kuruma ödettirerek; … sigorta sicil numarası ile 21.09.2005-15.01.2006 tarihleri arasında sigortalı olarak işte çalışan diğer kızı … adına sevk kağıdı çıkartarak toplam 102,54 TL sağlık giderini kuruma ödettirerek kurumu zarara uğrattığı, Karaman PTT Merkez Müdürlüğü dağıtıcısı olarak görev yapan sanık …’ın oğlu … ’ın …. sigorta sicil numarası ile 08.08.2003-10.09.2003 ve 20.04.2006, Kasım 2006 tarihleri arasında diğer oğlu …’ın da … sigorta sicil numarası ile 08.08.2003-10.09.2003 ve 07.09.2006-Kasım 2006 tarihleri arasında sigortalı bir işte çalıştıkları halde sanığın 2003 ve 2006 yıllarında kuruma vermiş olduğu tedavi yardım beyannameleriyle oğullarının sosyal güvencesi olmadığını belirttiği, oğlu … adına 10.08.2006-15.08.2006 ve 15.11.2006 tarihlerinde hasta sevk kağıdı çıkartarak toplam 71,66 TL sağlık giderini kuruma ödettirerek kurumu zarara uğrattığı, oğlu … adına 20.11.2006 tarihinde hasta sevk kağıdı çıkartarak 44,77 TL sağlık giderini kuruma ödettirerek kurumu zarara uğrattığı iddia edilen olayda;
Sanık …’nun eşi …’nun İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olarak usta öğretici olarak çalıştığı, sağlık yardımından faydalanabilmesi için bir yıl içinde en az 90 gün çalışmasının gerektiği, 90 gün çalıştıktan sonra sağlık yardımından faydalanma hakkının bulunduğu, bu durumda sanığın eşinin her öğretim yılı başında başlayan ve okulların kapanmasıyla birlikte sona eren çalışma dönemi içinde 90 gün çalıştıktan sonra sağlık sigortasından faydalanma hakkının olduğu, bu 90 günlük süre içinde kocasına ait sağlık yardımından faydalanma hakkının bulunduğu, dolayısıyla sanık …’nun kamu kurumunu dolandırma suçunu işlemediğine; sanık …’nun kızı …’nun SSK Sağlık sigortasından faydalanamadığının kurum tarafından gönderilen yazıdan anlaşıdığı, diğer kızı …’nin 01/02/2006 tarihinden itibaren SSK sağlık hizmetlerinden faydalanmaya başladığının kurum tarafından belirtilmesi karşısında; sanığın kızlarının kendi adlarına sigortalı olduktan sonra sanığa ait sağlık yardımından faydalanmadıkları, daha önceki dönemde ise sanığa ait sağlık sigortasından faydalanma haklarının bulunduğu anlaşıldığından sanığın üzerine atılı kamu kurumunu dolandırıcılık suçunu işlemediğine; sanık …’ın oğlu … ‘ın 27/07/2007 tarihinden bu yana; sanığın diğer oğlu Hüsnü Hoplar’ın ise 05/02/2008 tarihinden bu yana sigortalı olarak çalıştığının kurum tarafından gönderilen yazı cevabından anlaşıldığı, iddiaya konu sevklerin ise bu tarihlerden önce olduğu ve bu tarihlerden önce babalarının sağlık güvencesinden faydalanmalarında yasal bir engel olmadığı, dolaysıyla; sanığın atılı nitelikli dolandıcılık suçunu işlemediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında verilen beraat kararlarına yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Sanıklara yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’non 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının suç tarihleri olan sanık … için en son menfaatin temin edildiği 15.01.2005 tarihi, … için en son menfaatin temin edildiği 15.03.2005 tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.