YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22199
KARAR NO : 2013/5847
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik, Bankanın Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, daha önce tanıdığı mağdurdan 4.000 TL borç para aldığı, karışılığında 27/12/2005 keşide tarihli 7.300 TL bedelli, keşidecisinin …Taşımacılık Limited Şirketi olan çeki de teminat olarak mağdura verdiği, sanığın ve o dönemde sanıkla birlikte çalışan temyiz dışı … isimli kişinin çeki cirolayıp mağdura verdikleri, mağdurun da eniştesi olan tanık … aracılığıyla çeki tahsile gönderdiği, çekin bankaya ibrazında sahte olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığı, yapılan incelemede, keşideci şirkete ait olan çek yaprağının tamamen sahte olarak oluşturulduğu ve çekte bulanan sanığa ait ciro ve imzasının sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, sanığın çekin nasıl ele geçtiğini ispatlayamaması, çekte cirosu bulunan … isimli kişinin kim olduğunun açıklanamaması ve tanık beyanları dikkate alındığında, sanığın sahte resmi belgeyi kullanarak mağdurdan haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, resmi belgede sahtecilik ve bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmaması hususu aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suçun işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmaması hususu aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Anacak,
5237 Sayılı TCK’nın 158/1, f, son maddesi gereğince, somut olayda haksız menfaat miktarının 7.300 TL, haksız menfaatin iki katının 14.600 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde 730 gün karşılığı 14.600 TL olarak belirlenip karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle 750 gün karşılığı 15.000 TL olarak adli para cezası belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son, 52/2.maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 750 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son maddesi gereğince sanığın 730 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 14.600 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.