Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2414 E. 2012/33676 K. 03.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2414
KARAR NO : 2012/33676
KARAR TARİHİ : 03.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyizle ilgili eski hale getirme isteklerine ilişkin karar verme görevinin …’a ait olması nedeniyle mahkemenin, sanıkların eski hale getirme isteğinin kabulüne ilişkin 03/04/2009 gün ve 2006/799-2008/1188 E-K sayılı ek kararı ile sonraki işlemlerin hukuken yok hükmünde olduğu, bu kapsamda, sanıkların yokluğunda verilen hükmün, 12/12/2007 ve 14/07/2008 tarihlerinde ifadelerinin alındığı sırada bildirmiş oldukları adresleri yerine, dosya içerisinde bulunan ancak halen ikametleri olmayan adrese 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakla, sanıkların eski hale getirme talebinin haklı, 01/04/2009 günlü temyiz istemlerinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Suç tarihinin, finansal kiralama sözleşmesi gereğince düzenlenen ödeme planının yerine getirilmemesi üzerine, kira konusu malların teslimi amacına yönelik 18/10/2005 tarihli ihtarnamenin sanıklara tebliğinden itibaren verilen 63 günlük sürenin sonu olan 21/12/2005 günü olduğu anlaşılmakla, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 765 Sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi yönünde görüş bildiren tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
A)Katılan vekilinin 03/04/2009 tarihli ek karara ilişkin temyiz taleplerine yönelik yapılan incelemede,
Sanıkların eski hale getirme isteğinin kabulüne ilişkin 03/04/2009 gün ve 2006/799-2008/1188 E-K Sayılı ek kararının hukuken yok hükmünde olması karşısında, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B)Sanıklar tarafından yapılan temyiz istemine yönelik incelemede,
Sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
1)Dosya kapsamından ve temyiz dilekçelerinin içeriğinden, sanıklarca sözleşmeye konu malların başka alacaklılar tarafından haczedileceğinden, notebookun ise, ellerinde olmayan sebeplerle iade edilmediğinin savunulması karşısında, katılan tarafça çekilen 25/10/2005 tarihli ihtarnamenin … …’ye Tebliğat Kanunu’nun 21. maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen, şirkete yapılan tebliğin iade edildiği hususu da göz önüne alınarak, şirket adresine kiralanan malların iade zorunluluğuna rağmen kendisinin veya başkasının menfaatine olarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması halinde “güveni kötüye kullanma” suçunun oluştuğunun kabulü gerekeceğinden öncelikle sanıklar tarafından şirket mallarının haczedildiğine ilişkin savunmaları üzerinde durularak kira sözleşmesine konu ekipmanların başka alacaklılar tarafından haczedilip haczedilmediği ve el konulup konulmadığı icra takip dosyaları incelenerek ve notebookun neden iade edilmediği hususların araştırılıp toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucunda hüküm verilmesi,
2)Tüm dosya kapsamından, sanıkların, yetkilisi olduğu şirket ile katılan şirket arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılandıkları başka dosyaların da bulunduğu anlaşılmakla, suçun işlendiğinin sabit olması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanma ihtimaline binaen, sanıklarla ilgili bu sözleşmeye istinaden açılmış ve halen devam eden dosyaların getirtilerek değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de ;
3) Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.