Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1529 E. 2013/20271 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1529
KARAR NO : 2013/20271
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, Gemiler Koyu Örenyeri isimli mesire alanında giriş görevlisi olarak çalışan …’ın yokluğunda,
üzerinde “Örenyeri Görevlisi” yazısı bulunan gömleği giymek suretiyle, turist kafilesi ile birlikte gelen ve rehberlik yapan katılan …’a, burda görevli olduğunu söyleyerek, kişi başı 5 TL olmak üzere toplam 80 TL parayı giriş ücreti olarak alıp, makbuzunu adadan döndükten sonra vereceğini söyleyerek olay yerinden ayrıldığı, katılanın, daha sonra işe başlayan ve gerçekte orda görevli olan tanık Recep’i görüp makbuzları istediğinde, aslında paranın, orda hiçbir görevi bulunmayan sanığın haksız olarak aldığını öğrendiği, katılanın, sanığı görüp teşhis ettiği, konuşmalar sırasında parayı aldığını kabul edip iade edeceğini söylemesine rağmen iade etmediği, böylece sanığın, nitelikli dolandırıcılık ve özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
5237 sayılı TCK’nın 264. maddesinde, bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmî elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimsenin cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, somut olayda ise, Müze Müdürlüğü yazısına göre, gişede görevli bekçinin resmi bir kıyafetinin olmadığın belirtilmesi, bu şekilde giyilen gömleğin resmi bir niteliğinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı gerekçesine dayanan beraat kararında ve sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olması nedeniyle bu gerekçelere dayanan mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 17/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.