YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25835
KARAR NO : 2013/9341
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılma kararı verilen celse hazır bulunan sanık ve müdafii katılma hususu ile ilgili beyanda bulunmadıklarına göre, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın …… Mahallesinde kendi isim ve soyismini taşıyan baba adı da kendisininki gibi “…” olan bir şahsa ait tapu kaydının bulunduğunu öğrendikten sonra, tapu idaresinden aldığı 26/03/2007 tarihli tapu kaydını da kullanarak taşınmazı katılana harici satış sözleşmesi ile satıp 35.000,00 TL’yi aldığı hususunu da sözleşmeye yazarak, katılana taşınmazın satışı için noterden vekaletname vermesi, katılanın sanık ile aynı isimli başkaca şahısların da bulunduğunu öğrenip tapu idaresinde yaptığı araştırmada taşınmazı kendisine satan sanığın anne isminin “Güllü”, tapu kaydında malik görünen …’ın ise anne isminin “…” olduğunu anlayarak durumu sanığa sorup parasını geri istediğinde sanığın kendisini oyalaması şeklinde gelişen olayda, sanığın tapu idaresinin maddi varlığı olan tapu kaydını alıp katılana ibraz ederek suçta kullanmış olması, kendisine ait olmadığını bildiği taşınmazı satıp parasını almış olması karşısında suçun tüm unsurları itibarı ile oluştuğu gözetilerek sanığın cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.