Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18401 E. 2013/17561 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18401
KARAR NO : 2013/17561
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi beglede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin,taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’ın müşteki …’ın evlatlığı olduğu, Sultanbeyli ilçesinde emlakçılık ve galericilik yapan diğer sanık …’a borcunun bulunduğu, bu borcunu ödemek maksadıyla sanık …’ın sanık …’e babası olan müşteki …’ın gayri menkulünü satma konusunda teklifte bulunduğu, sanık …’in de bu teklifi kabul ettiği, daha sonra sanıkların birlikte hareket ederek açık kimliği tespit edilemeyen bir şahsı müştekinin yerine koyup 30.06.2006 tarihinde İstanbul 17. Noterliğine müracaat ederek 30.06.2006 tarih ve 13628 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde özel vekaletname aldıkları, sanık …’ın bu vekaletname ile müştekiye ait İstanbul ili, … mevkiinde bulunan 1016 parsel, 9/14 pafta numarasında kayıtlı gayrimenkulü diğer sanık …’a sattığı, vekaletnamenin düzenlenmesi sırasında … olarak kullanılan şahıs ile ilgili olarak Bakırköy Merkez Sağlık Ocağı’ndan rapor alınıp ibraz edildiği, bu işlemlerin tamamı yapılırken … adı ile düzenlenmiş … seri numaralı gözüken nüfus cüzdanının kullanıldığı, nüfus cüzdanı üzerinde bulunan fotoğraf ile düzenlenen vekaletnameye yapıştırılan fotoğrafların aynı olmadığı, vekaletname üzerindeki vesikalık fotoğrafın müştekiye ait olduğu, sanık …’ın da satın aldığı bu gayrimenkulü 3. şahıslara sattığı, müştekinin bu satıştan haberdar olması üzerine araştırmalara başladığı, sahte vekaletnameyi düzenlemiş olan İstanbul 17. Noterliğine giderek başkatiple görüştüğü, …’ın bu işi gerçekleştirdiğini anlaması üzerine şikayetçi olacağını belirttiği, sanık …’ın vekaleti kendisinin yaptırmadığını söyleyerek “gel beraber notere gidelim, yüzleşelim” dediği, birlikte notere giderken … ve kardeşi …’in müştekiyi araç içinde silahla tehdit ederek “bu yeri ben sattım diye muvafakatname vereceksin, yoksa seni öldürürüz” dedikleri, bunun üzerine korkan müştekinin 17. Noterde yeri ben sattım diye belge düzenlenmesine ses çıkarmayıp belgeyi imzaladığı, sanıkların üzerlerine atılı suçları bu şekilde işlediklerinin iddia edildiği olayda, mahkemenin kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içeriğine göre, sanıkların önce müştekinin kimlik bilgilerini kullanarak sahte nüfus cüzdanı oluşturdukları, akabinde yine müşteki adına sağlık raporu alıp bu belgeleri kullanarak noterde sahte vekaletname tanzim ettirip suça konu taşınmazın devrini tapu müdürlüğünde gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.11.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.