Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/15829 E. 2013/10199 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15829
KARAR NO : 2013/10199
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan müşteki sanıklar … ve …, kasten basit yaralama suçundan sanık … ile mala zarar verme ve kasten basit yaralama suçlarından müşteki sanık …’nın yapılan yargılamaları sonunda; müşteki sanıklar …, … ve Vefa’nın atılı suçlardan mahkûmiyetlerine, sanık …’in ise atılı suçtan ceza tertibine yer olmadığına dair … Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 27.02.2007 gün ve 2005/400 Esas, 2007/46 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi müşteki sanıklar … ve … müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Şikâyetçi olan müşteki sanıklar ve müdafilerine CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, müşteki sanıkların şikâyetçi olup mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koydukları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere müşteki sanıkların katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördükleri konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören müşteki sanıklar … ve …’ın davaya katılmalarına ve müdafileri olan Av. … ve Av. … ile Av. …’ın katılan sanık vekili olarak kabul edilmelerine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
21.07.2004 günlü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3/B maddesi ile değişik CMUK.nın 305/1. maddesi uyarınca 2.000 TL’ye kadar olan mahkûmiyete dair kararlar kesin nitelikte olduğu, buna göre sanık …’ya 5237 sayılı TCK.nın 151/1, 29 ve 52/2 maddeleri uyarınca tayin olunan 140 TL Adli Para Cezası ve aynı Kanunun 86/1-3/e, 29 ve 52/2. maddeleri uyarınca 220 TL Adli Para Cezasının tür ve miktarına göre kesin nitelikte olup temyizi mümkün bulunmadığından, katılan sanık … vekilinin sanık … hakkında mala zarar verme ve kasten basit yaralama suçlarında kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi gereğince REDDİNE;
Katılan sanık … vekilinin sanık … hakkında kasten basit yaralama suçundan ceza tertibine yer olmadığına dair verilen hükme ilişkin temyiz incelemesinde;
Gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karar usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan sanık … vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Katılan sanıklar … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesine gelince;
Tüm dosya kapsamına ve oluşa uygun kabule göre, katılan sanıkların birlikte olmak istedikleri sanık …’nın bu teklifi kabul etmemesi üzerine sanık …’yı zorla araca bindirmek istedikleri, bu sırada olay yerinde olan sanık … ile …’ın olaya müdahale etmeleri üzerine katılan sanıkların eylemleri tamamlayamadıklarının anlaşılmış olması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan katılan sanıklar … ve … hakkında TCK.nın 109/2-3b-5 ve 35. maddeleri yerine TCK.nın 109/1-3b-5 ve 35. maddelerinden hüküm kurularak eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanıklar … ve … hakkında hükümlerden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nın 231. maddesinin uygulanmasının da bu yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif cezadan ötürü başka bir biçimde yararlandırma ve ikinci bir atıfet anlamına geleceğinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 23.03.2004 gün ve 2004/641 Esas, 2004/70 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, bu husustaki bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye de iştirak edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, katılan sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, … tarihinde oybirliğiyle karar verildi.