YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14726
KARAR NO : 2013/18343
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın … ilinde yüzbaşı rütbesiyle görev yaptığı, zaman içerisinde aşırı borçlanma nedeniyle daha önce almış olduğu kredi borçlarından dolayı bankalardan kendi adına kredi çekme imkânı bulunmadığından, tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla kardeşi … adına bankalara kredi başvurusunda bulunmaya karar verdiği,
Sanığın 15.06.2007 tarihinde … … Bankası Şubesine … ismiyle başvurmak suretiyle kurumuna ait kimlik fotokopisi, ikametgah ilmuhaberi, maaş bordrosu sunarak 15.500 TL Tüketici Kredisi başvurusunda bulunduğu, hakkında diğer eylemleri nedeniyle soruşturma başlatılması üzerine 3 yıl vadeli almış olduğu Tüketici Kredisini 20.04.2009 tarihinde kapattığı,
Sanığın 05.12.2007 tarihinde sanığın … … Şubesine … ismiyle başvurmak suretiyle kurumuna ait kimlik fotokopisi, ikametgah ilmuhaberi, Maaş Bordrosu sunarak 15.000 TL kredi başvurusunda bulunduğu, banka görevlisinin başvuru işlemlerini yaptığı, kredi onay işlemlerini yaptırmak üzere sanığın çalıştığı kurumdan şahsın çalışıp çalışmadığını sorduğunda, … isimli bir şahsın çalışmadığının söylendiği, bunun üzerine görevlinin aşağıya inerek sanıktan kurum kimliğini istediğinde sanığın arabada unutmuşum diyerek bankadan ayrıldığı, ancak cep telefonunu masada bıraktığı, daha sonra cep telefonu arama yapıldığında telefondaki bayanın eşiyle görüşmek istediğini söylediği, banka görevlisinin eşinin kim olduğunu bayana sorduğunda … olduğunu söylediği, bunun üzerine görevlinin bu telefonu bankada …’ün bıraktığını ifade ettiği, daha sonra kurumdan sanık …’ün çalıştığını öğrendiklerinde sanığı arayarak kardeşinin kredi başvurusunda bulunduğunu ve herhangi bir işte çalışıp çalışmadığını sorduğu, sanığın kardeşinin herhangi bir işte çalışmadığını söylediği, daha sonra sanığın asker göndermek suretiyle telefonu aldırdığı, sanığın bu eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı,
Sanığın 29/01/2009 tarihinde … … Şubesine giderek …’de görevli askeri personel olduğunu söyleyip … kimliğiyle maaş bordosu, nüfus cüzdan fotokopisi, kurum kimlik fotokopisi ve ıslak imzalı Yerleşim Yeri Belgesi ibraz etmek suretiyle kredi başvurusunda bulunduğu, görevlinin sanıktan kimlik aslını istediği, önce sanığın kimlik fotokopisini çektirdiğini, bunu vermek istediği, ancak görevlinin kimlik aslını görmek istemini tekrarlaması üzerine sanığın kimlik aslını verdiği, görevlinin fotokopisini çektirerek kimlik aslını sanığa verdiği, diğer kredi formlarının sanık tarafından imzalandığı, Kredi Başvuru dosyası incelendiğinde talep eden kişiyle sanıktan istenerek fotokopisi çekilen hüviyet bilgilerinde farklılık görülmesi üzerine görevlinin söz konusu durumu banka yönetimine bildirdiği, sanığın
03.02.2009 tarihinde bankaya geldiği, bankadan talep ettiği 20.000 TL tutarında krediyi alamadan emniyet mensuplarınca yakalandığı, sanığın bu eyleminin de teşebbüs aşamasında kaldığı olaylarda
A- Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B- Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
1-Sanığın kredi başvurusunda ibraz ettiği belge asıllarının dosyada bulunmadığı, bankalar tarafından aslı gibidir kaşeli fotokopilerinin gönderildiği, mahkeme tarafından adli emanette bulunan belgelerin getirtilerek duruşmada tek tek sayıldığı, ancak iğfal kabiliyeti yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığının anlaşılması karşısında sahte olduğu iddia edilen belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosyaya içine alınıp iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda sanığın birden çok sahte belgeyi değişik bankalara karşı aynı anda kullanması karşısında, her bir bankaya karşı resmi belgede sahtecilik suçu açısında zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığa verilen cezanın TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/11/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.