Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22131 E. 2013/5350 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22131
KARAR NO : 2013/5350
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın iki yıl önce eşinden boşandığı, bu nedenle kendisine yeni bir eş ararken inşaatlarda birlikte çalışmaları sebebiyle tanıştığı sanık …’ın “ben sana bayan bulabilirim” diyerek katılana yardımcı olacağını söyledikten sonra, ona bir bayan bulduğunu, Menemen’de olduğunu hatta Menemen’e gidip onunla görüştüğünü, kızın boşanmak üzere olduğunu, bunun içinde para gerektiğini ifade edip katılandan 100 TL aldığı, söz konusu kızın sorunlu bir erkek kardeşi olduğunu, kızın kocasının boşanmak istemesi nedeniyle kızın erkek kardeşinin kızın kocasını bıçakladığını anlattığı, tekrar görüştüklerinde bu kez, kızın mahkeme masrafları için 1000 TL daha aldığı, bir süre sonra, işin yoluna girdiğini boşanma işlemlerinin başladığını ve 1.500 TL daha gerektiğini söylemişse de katılanın bu parayı vermediği, daha sonra sanık …’un, sanık …’yu, … ismiyle tanıtarak “bu şahıs sana daha önce bahsettiğim Menemen’deki evlenmek istediğin kızın kardeşidir, benden 1.500.00 TL para istiyor” dediği, bunun üzerine katılanın “evimi satıp, aldığım paradan 1.500.00 TL lira size vereceğim“ şeklinde beyanda bulunduğu, bunun üzerine sanıkların “madem öyle bizim bir tanıdığımız var evi ona sat“ diyerek bu öneriyi katılana kabul ettirdikleri, sanık …’un cep telefonuyla bir şahsı aradığı ve katılanın evini kastederek “böyle bir ev var alır mısın?” diye sorduğu, bunun üzerine sanıklar ve katılanın eve birlikte bakarak 17500 TL bedelle satış konusunda anlaştıkları, hep birlikte Tapu Müdürlüğüne gittikleri, tapu kaydı tanık … üzerinde olduğundan katılanın bu şahsı çağırdığı ve satışı gerçekleştirdikleri, katılanın koridorda sanık … ile beklediği sırada, tapu sahibi tanık Refik ile sanık …’in satış işlemini bitirdikleri, satış bedeli’ni burada sanık …’un aldığı, tapu dairesinde iken sanık …’a istemiş olduğu 1500 TL’yi verdikleri ve Özcan’ın oradan ayrıldığı, tapu binasından henüz çıkmamışken sanık …’a bir telefon geldiği daha önceden katılana yatalak çocuğunun hastalandığını bu nedenle onu doktora götürmesi gerektiğini söyleyerek satış parasını da şikayetçiye vermeksizin katılana yanından ayrıldığı o gidişinden sonra Faruk’un bir daha bulunmadığı böylece evi satın alan sanık … Zakir ve diğer sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanıkların dolandırıcılık suçunu, kamu kurumu niteliğinde olan Tapu Sicil Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan tapu senedini vasıta olarak kullanmak suretiyle işlediklerinin anlaşılması karşısında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesindeki kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.