Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65656 E. 2013/9211 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65656
KARAR NO : 2013/9211
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumu zararına dolandırıcılık, Özel belgede sahtecilik(Değişen suç vasfına göre resmi belgede sahtecilik)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mağdurların, sanığın yeğenleri oldukları, bu kişilerin, … ilçesi merkez … mevkiindeki 982 parsel,… mevkiindeki 1666 parsel, Tezekli mevkiindeki 2230 parsel,… mevkiindeki 3032 parsel, Karşı mevkiindeki 3066 parsel,…si mevkiindeki 1668 parsel, … mevkiindeki 2348 parsel sayılı taşınmazlara iştirak halinde malik oldukları, sanığın, bu mağdurlar ve diğer iştirakçilerin iznini almadan rızaları varmış gibi muvafakatname 1 isimli belgeyi tanzim edip mağdurlar ve diğer mirasçılar yerine başka birilerine imza attırıp doğrudan gelir desteği almak için … …’ne verdiği, kurum tarafından sanığa bu başvuru için 30.01.2006 tarihinde 641.28 TL, 14.08.2006 tarihinde de 1150.25 TL olmak üzere toplam 1798.14 TL para ödendiği, böylece sanığın zincirleme sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Sanık tarafından düzenlendikten sonra, muhtar ve azaya onaylattırılan suça konu “muvafakatname 1” başlıklı belgenin özel belge niteliğinde olması ve muhtarın onayının sahte olduğuna ilişkin de her hangi bir iddianın bulunmaması karşısında, “özel belgede sahtecilik” yerine yazılı şekilde “resmi belgede sahtecilik” suçundan hüküm kurulması,
b-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi gereğince verilen 2 yıl hapis cezasının aynı yasanın 43 . maddesi gereğince 1/4 oranında arttırılarak verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmesi sırasında 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmesi yerine, 1 yıl 13 ay hapis cezası verilerek eksik ceza tayini,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Çiftçiyi desteklemek amacıyla Bakanlar Kurulu kararı ile getirilen doğrudan gelir desteğinden yararlanmak için, mutlaka arazi sahibi olmak gerekmeyip, taşınmazı fiilen kullanmanın ve o yer üzerinde tarımsal faaliyette bulunmanın yeterli kabul edildiği dikkate alınarak, sanığın, mirasçılarının izniyle murislerinden kalan arazileri ekip biçtirdiğini, gelirini kendisinin aldığını, diğer mirasçıların çoğunun yurtdışında olması nedeniyle kendisinden para talep etmediklerini beyan etmekle, sanığın iddialarının doğru olup olmadığının araştırılması, söz konusu taşınmazın kim tarafından kullanıldığı, kim tarafından tarımsal faaliyette bulunulduğu, daha önceki yıllarda kimin kullandığı, diğer mirasçıların rıza veya bilgilerinin bulunup bulunmadığının tespiti, sanık veya mirasçıların, daha önce veya suç tarihinde herhangi bir doğrudan gelir başvurusunda bulunup bulunmadığının araştırılması, bu hususta aynı yerde taşınmazı olan kişilerin bilgi sahibi sıfatıyla dinlenilmesi, ilgili belgelerden bir suretinin dosyaya konulması, varsa yurt içinde oturan diğer mirasçılarının ve taşınmazı sanık adına ektiren kişinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, tarımsal faaliyette kimin bulunduğu hususunda köy muhtarının bilgisine başvurulması, bu şekilde kurum zararının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sanığın suç kastıyla hareket edip etmediğinin araştırılmasından sonra hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
B-Kabule göre de; sanığın 2005 yılı için 19/08/2005 tarihinde doğrudan gelir desteği başvurusunda bulunduğu, bu başvurusu sonucunda kendisine 30/01/2006 tarihinde birinci taksit olarak 641.28 TL, 14/08/2006 tarihinde ise ikinci taksit olarak 1.150.86 TL ödeme yapıldığı, sanığın bu tek başvurusu sonucunda haksız menfaat temin ettiği, paranın kendisine taksitler halinde ödenmesinin, suçun birden fazla işlendiğini göstermeyeceği gözetilmeden, TCK’nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak fazla ceza tayini,
c-5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, son maddesi gereğince verilen 3 yıl hapis cezasının aynı yasanın 43 . maddesi gereğince 1/4 oranında arttırılarak verilen 3 yıl 9 ay hapis cezasının aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmesi sırasında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilmesi gerektiği gözetilmeden 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası verilerek eksik ceza tayini,
d-5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir. İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19. maddesi ile değişik TCK’nın 158/1. fıkrasına eklenen “… Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158. maddenin 1. fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3. fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61. maddesinin 8. fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. 5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve

eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise;o takdirde tespit olunacak temel gün,suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında adli para cezası belirlenmesi gerekirken, 5237 Sayılı TCK’nın 158/1, e, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının 1798 TL, haksız menfaatin iki katının 3.596 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 179 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 43. maddesi gereğince 1/4 oranında yapılarak sanığın 223 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak sanığın 185 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 3.700 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,sonuç olarak 4.160 TL para cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 20/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.