YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68034
KARAR NO : 2013/11240
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;suç tarihinden önce katılanın işlettiği iş yerini arayarak ismini … olarak bildiren şahsın Sağlık Bakanlığı’nda görevli olduğunu, iş yeri hakkında şikayet bulunduğunu, soruşturma için geleceklerini, bunun sonucunda yüklü miktarda ceza yazılacağını, bağış yapması halinde ceza yazılmayacağını söylemesi üzerine, katılanın iş yeri sahiplerinin yurt dışında olduğunu ve onlarla görüştükten sonra cevap verebileceğini bildirdiği, sanığın tekrar arayacaklarını söylediği ve 22.10.2008 tarihinde saat 08.30 sıralarında tekrar arayıp bir otomobille iş yerine geleceklerini hazırlıklı olmasını bildirdiği, kuşkulanan katılanın olayı kolluğa haber verdiği, kolluğun gözetiminde sanıklara verilmek üzere seri numaraları tespit edilen 50 ‘şer TL lik 5 adet banknotun katılana teslim edildiği, 2.10.2008 tarihinde saat 13.00 sıralarında sanıkların katılanı aradıkları, katılanın yanında çalışan bir kişiyi belirtilen yere gönderdiği ve bu şahsın beraberinde işyerine gelen sanık …’in kendisini …’in gönderdiğini ve emanet olarak tarif ettiği paranın hazır olup olmadığını sorduğu, katılanın 250 TL tedarik ettiğini belirtmesi üzerine, telefonla diğer sanık … ile irtibata geçildiği ve katılan ile pazarlık yapılarak 2000 TL’ye anlaşıldığı, müştekinin üzerinde 250 TL olduğunu
söylediği, sanık …’ın bu paranın verilmesini ve yarına kadar 2.000 TL ye tamamlanmasını istediği, müştekinin 250 TL yi …’e vermesinden sonra sanık …’in katılanın iş yeri civarında tertibat alan kolluk güçleri tarafından yakalandığı, yakalandıktan sonra diğer kişinin sanık … olduğunu bildirdiği, …’ın suç sırasında tanık … ’a ait telefonları kullandığı, …’in savunması ve telefon kayıtlarının da suç sırasında katılan ile görüşenin sanık … olduğunu kanıtladığı anlaşılmakla, sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması gerektiği, olayda katılanın tazminat talebi olmadığı gibi, teşebbüs aşamasında kalan suç bakımından dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde herhangi bir maddi zararının bulunmadığı ve sabıkasının 6273 sayılı Kanun ile suç olmaktan çıkarılan karşılıksız çek keşide etmek suçundan olduğu da gözetilerek sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken dosya içeriğine ve Yasaya uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Sanığın, 6273 sayılı Kanun ile suç olmaktan çıkarılan karşılıksız çek keşide etmek suçundan mahkumiyetine dair ilamın tekerrüre esas alınarak, sanık hakkında TCK 58/6 maddesinin tatbiki,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.