Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12569 E. 2013/17781 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12569
KARAR NO : 2013/17781
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın … Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde APK Uzmanı olarak görev yaptığı, Sağlık Eğitim Genel Müdürlüğünde çalışan kardeşi olan diğer sanık … ile birlikte, daha önce bir yakının tedavisi için yardım istemesi üzerine tanıştıkları şikayetçi …’ı arayarak …’nda işe yerleştirebileceğini söyleyip gerekli belgeleri ve kişi başı 4500 TL getirmelerini istedikleri, şikayetçi …’ın akrabası olan …, …, … ve …’a durumu anlattığı ve kabul etmeleri üzerine belgeleri ve parayı alıp kardeşi … … ile birlikte Ankara’ya giderek sanıklar ile görüştüğü, sanıklara belgeleri
ve 22500 TL parayı verdiği, bir hafta sonra tekrar arayarak başka işe girmek isteyenin olup olmadığını sorduğu, …’ın bu kez akrabaları …, …, … … ve …’dan aldığı belge ve 18000 TL para ile Ankara iline giderek sanıklara teslim ettiği, iki ay sonra tekrar …’ı aradıkları ve açık kontenjan bulunduğunu belgeleri tamamlayarak getirebileceklerini söyledikleri, şikayetçi …’ın bu kez …, …, …, …, … ve …’tan temin ettiği belgeler ve 27000 TL parayı alarak Ankara ilinde sanıklara teslim ettiği, yaklaşık bir yıl sonra yaz ortasında sanık …’ın …’ı arayıp Tarsus iline gideceğini sınav parası olarak 250 TL getirmesini istediği, …’ın kardeşi … ile birlikte Tarsus’a gittikleri, sanıkların burada şikayetçiyi karşıladığı, sanığın Tarsus ilinde Hastanenin Jeneratör alımındaki usulsüzlük için geldiğini söylediği, müştekinin sınavın ne zaman yapılacağını, bu kadar kişiyi oyalamamasını söylemesi üzerine, sanığın sınavın yakında yapılacağını bu nedenle sınav parası istediğini en yakın zamanda haber vereceğini söyleyerek şikayetçiden 3750 TL para aldığı, sanıkların aynı şekilde Ankara’da çalıştığı dönemde tanıştıkları şikayetçi …’ı arayarak işe aldırabileceklerini söyleyip 4500 TL para aldıkları, daha sonra tekrar arayıp boş bir memur kontenjanının olduğunu söylemeleri üzerine bu kez …’ın kardeşi …’in belge ve parayı hazırlayıp Ankara ilinde sanıklara teslim ettiği, şikayetçilerin daha sonra sanıklara ulaşamadığı olayda;
1-Sanıklar hakkında şikâyetçiler … ve …’a karşı dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, her iki şikayetçi karşı
hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında şikayetçiler … ve … dışında diğer şikayetçilere karşı dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Sanıkların şikâyetçi … dışında diğer şikâyetçilerle hiç karşılaşmadıkları ve onlara yönelik bir eylemlerinin bulunmadığı, şikâyetçi …’ın anlatımı üzerine her bir mağdurun paraları …’a aktardıkları ve … tarafından sanıklara ödenmesi karşısında, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 43 maddelerinde düzenlenen aynı mağdura karşı birden fazla kez olmak üzere zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, şikâyetçi açısından ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilerek fazla ceza tayini,
2-Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınacı BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.