YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7558
KARAR NO : 2014/15206
KARAR TARİHİ : 01.10.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ, TESCİL VE ALACAK
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.06.2012 gün ve 2011/580 esas 2012/289 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 26.11.2013 gün ve 16092-16621 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde Davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa bedelin tahsili isteklerine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairece, ” ….davacı tarafından iddiasını kanıtlar nitelikte ve 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince yazılı belge ibraz edilmediği, yemin deliline de dayanılmadığı, mahkemece, tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki, dosya içerisinde bulunan ve imzası inkar edilmeyen, davalı tarafından imzalanan 02.10.2011 tarihli belgede satış bedelinin davacıya ödenmediğinin açıkça kabul edildiği, bedelin davalı … tarafından davalı vekili olarak akde katılan dava dışı … …’a ödenmesinin davalı ile vekili arasındaki iç ilişki olup, davacıyı bağlamayacağı, davacının bedel isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken bedele yönelik istemin de reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı,” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamında da vurgulandığı üzere, inanç sözleşmesi hukuksal nedenine dayalı davaların ya 5.2.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı yazılı belge ile ya da yemin delili ile ispatı mümkündür.
Somut olayda; davacının yazılı delili olmadığı gibi yemin deliline de dayanmamıştır. Ancak davalı 16.12.2011 günlü cevap dilekçesinde maddi vakıayı kabul etmiş, taşınmazın bedelsiz olarak davalıya devrinden sonra davalı tarafından bankadan temin edilecek kredinin davacıya verilmesi, kredi borcunun da davacı tarafından ödendikten sonra davacıya iade edileceği hususu cevap dilekçesi ile kabul edilmiştir.
Gerçekten de, bankadan kredi temin edildiği, bu kredinin davalıyı satış akdinde vekil olarak temsil eden …’a ödendiği, davacıya bir ödeme yapılmadığı açıktır. Bütün bu olgular karşısında davacı hiç bedel almadan taşınmazından olmuş, davalı …’de bankadan aldığı, ancak kendi işinde kullanmadığı borcu ödemek zorunda kalmıştır. Burada yapılacak iş davalı …’in … aleyhine dava açarak ödediği bedeli istemesi olacaktır.
Hal böyle olunca, iptal-tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Anılan bu husus karar düzeltme isteği üzerine, yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacının bu yönlere değinen karar düzeltme isteğinin 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kabulüne, Dairenin 26.11.2013 tarih, 16092/16624 sayılı BOZMA kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve yerel mahkemenin 11.06.2012 tarih, 2011/580 Esas, 2012/289 Karar sayılı kararının açıklanan bu nedenlerle, (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.