YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/770
KARAR NO : 2021/3333
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ve asli müdahiller vekili tarafından, davalı aleyhine 22/07/2013, 02/12/2013 ve 01/04/2015 günlerinde verilen dilekçelerle önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; asıl dava ve asli müdahil davacılar tarafından açılan davaların kabulüne dair verilen 29/05/2019 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi asli müdahil … vekili; diğer taraftan duruşmasız incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 30/11/2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asli müdahil … vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 295 ada 13 parsel sayılı taşınmazda 03.05.2013 tarihinde davalıya satılan 3781/44100 hissenin önalım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil …, kendisine önalım hakkı tanınarak davalıya satışı yapılan payın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Asli müdahil …, önalım hakkı nedeniyle satışa konu payın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, fiili taksim ve bedelde muvazaa iddiasında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk kararın davalı vekili ve asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18.04.2017 tarih, 2016/12306 E-2017/3134 K sayılı ilamıyla, “01.12.2014 tarihinde yapılan keşifte dinlenen tanıklar ve keşiften sonra duruşmada dinlenen tanıklar, dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğine ilişkin beyanlarda bulunmuşlardır. Ancak, taşınmaz üzerinde fiili taksim olup olmadığı varsa taşınmazın hangi bölümünün kimler tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususları açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu nedenle öncelikle taraf delilleri tümü toplandıktan sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak, HMK’nun 259/2. maddesi gereğince tarafların tanıkları taşınmaz başında dinlenerek davacı … ve keşiften sonra davaya asli müdahale eden eşi …nun birlikte öteden beri belirli bir yeri kullanıp kullanmadığı ve asli müdahil davacı ve dava sırasında murisinden intikalen pay maliki olan …’ın murisi…oğlu…’ın payını davacı … ile takas edip etmediği veya keşifte bir kısım tanıklar tarafından beyan edilen küçük hisseye sahip kişilerin taşınmazın arka tarafında belli bir yerin kendilerine tahsis edilmiş olup olmadığı davalıya pay satan kişinin kullandığı ayrı ayrı bölümler bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişkili beyanlar varsa giderilerek ve tanıklarca gösterilecek yerler fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide denetime elverişli şekilde işaretlenmek suretiyle fiili taksimin mevcut olup olmadığı saptanmalı, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; Dairenin 10.09.2018 tarih, 2017/5379 E-2018/5336 K sayılı ilamıyla karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; hissedarların tamamının üzerinde anlaştığı fiili bir kullanım olmadığı gerekçesiyle asıl dava ve müdahil davacılar tarafından açılan davaların kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, asli müdahil … vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olayda; bozma ilamında da açıklandığı üzere dava konusu taşınmazda fiili taksimin olup olmadığının saptanabilmesi için davacının, asli müdahillerin ve davalıya pay satan ..in satış tarihinde taşınmazda kullandığı yerler olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ancak bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır. Şöyle ki; bozma kararından sonra yapılan 18.03.2019 tarihli keşifte, kolluk tarafından bildirilen beş mahalli bilirkişiden iki tanesi dinlemiş, mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan seraların kime ait olduğunu bilirkişilere söylediklerini beyan etmiş, 03.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise, mahalli bilirkişilerin gösterimlerinden yararlanılarak fiili kullanım krokisi hazırlandığı belirtilmiş ise de, mahalli bilirkişilerin hangi serayı kimin kullandığına yönelik beyanları keşif tutanağına açıkça yazılmadığından bilirkişi raporunun denetlenmesi mümkün olmamıştır. Öte yandan, taraflarca bildirilen ve dinlenmesinden vazgeçilmeyen tanıklardan üç tanesi taşınmaz başında dinlenmiş ve bu tanıkların da bozma ilamında araştırılması gerektiği belirtilen hususlarda beyanları alınmamıştır. Bu durumda, mahkemece yukarıda değinilen ilkeler ve bozma ilamı doğrultusunda tarafların toplanan ve toplanacak delilleri değerlendirilmek suretiyle fiili taksim olgusunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu ve hissedarların tamamının üzerinde anlaştığı fiili bir kullanım olmadığı şeklindeki yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asli müdahil … vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 3.815,00TL’nin davalıdan alınarak asli müdahil …’a verilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 3.815,00TL’nin asli müdahil …’tan alınarak davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.