YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10019
KARAR NO : 2021/8195
KARAR TARİHİ : 11.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
A)Sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” ve “dolandırıcılık” suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin, sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik ise katılan vekilinin ve sanık …’nün temyizlerinin incelenmesinde;
Sanık …’nün üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık … tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı; sanık …’un üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları yönünden ise yüklenen suçların sanık … tarafından işlendiğinin sabit olmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin ve sanık …’nün temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden mahkumiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
B)Sanık … hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin ve sanık …’nün temyizinin incelenmesine gelince;
24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı nazara alındığında; sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere “kamu” olduğu, dolandırıcılık suçunun mağdurunun katılan … olduğu, dolayısıyla sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nün ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.10.2021 tarihinde Başkan vekili …’ın dolandırıcılık suçu yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağına dair karşı oyu ve oy çokluğu ile diğer yönlendiren oy birliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 2017/14724 Esas, 2020/1903 Karar sayılı 27.02.2020 tarihli, 2017/14699 Esas, 2020/755 Karar sayılı 03.02.2020 tarihli, 2017/16549 Esas, 2020/1332 Karar sayılı 13.02.2020 tarihli kararlarına ilişkin “uzlaştırma kapsamında olan dolandırıcılık suçu ile uzlaştırma kapsamında olmayan sahtecilik suçunun birlikte aynı gerçek kişiye karşı işlenmesi halinde dolandırıcılık suçu yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağına” dair karşı oylarımızda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere;
CMK’nin 253. maddesinin 3. Fıkrasının son cümlesi ile uzlaşma kapsamına giren bir suçun uzlaşma kapsamına girmeyen bir başka suç ile birlikte farklı mağdura (gerçek kişiye) karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Sanığın sahte olarak düzenlediği senedi katılan …’a verdiği iddia ve kabul edilen somut olayda ise, uzlaştırma kapsamına giren dolandırıcılık suçunun, bu kapsama girmeyen sahtecilik suçuyla birlikte aynı kişiye (Katılan …’a) karşı işlenmiş olması nedeni ile dolandırıcılık suçu yönünden de uzlaşma hükümleri uygulanamayacağından; sayın çoğunluğun dolandırıcılık suçu yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine katılmıyorum.