Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/22901 E. 2021/17514 K. 09.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22901
KARAR NO : 2021/17514
KARAR TARİHİ : 09.11.2021

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal etme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri, katılan vekili

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafiileri duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş iseler de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesi uyarınca takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede,
I) Sanıklar hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçundan kurulan hükümlere ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
Özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçunun türü ve bu suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-g maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Sanıklar hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık … müdafiinin temyiz isteminin, nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, müvekkilinin eylemlerinin olsa olsa haksız tahrik altında kasten yaralama suçuna vücut vereceği, somut olayda ilk suçu işleme süresinin ötesine taşan bir hürriyeti tahditin söz konusu olmadığı, “kuşkudan sanık yararlanır” kuralının uygulanması gerektiği, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili hakkında TCK’nın 149/1 ve TCK 109/2. maddeleri uyarınca temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmaması gerektiği, teşdit uygulanmasının ve takdiri indirim yapılmamasının gerekçelerinin yeterince izah edilmediği, TCK’nın 29. maddesi kapsamında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının isabetli olmadığına ilişkin olduğu, sanık … müdafiinin temyiz isteminin, müvekkilinin nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işleme kastı bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte TCK’nın 36. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek, anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık …’nın eşi ile katılanın önceye dayalı ilişkisi olması nedeniyle bu hususu bahane eden sanık …’ın katılanı kendi telefonu ile ikamete çağırdığı, bu sırada sanık …’in de sanık …’ın yanında olduğu, katılanın sanık …’ın eşi ile olan ilişkisini ortaya sürerek olayı kapatmak ve katılanın eşini haberdar etmemek karşılığında 30.000 TL istedikleri, katılan tarafından her ne kadar olayın kapatılması için 3 bin TL para teklif edilmiş ise de bu durumun herhangi bir hukuki ilişkiden kaynaklanmadığı, yine kamera görüntülerinde açıkça sanıkların 30 bin TL isteyerek katılanı darp ettiklerinin anlaşıldığı, darp esnasında katılanın kaçmasını engellemek amacıyla mutfağın kapısını kilitledikleri, sanıkların suçu işleyiş biçimi, kasıtlarının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yer, güttükleri amaç ve saik ile aynı maddenin birden fazla fıkrasının ihlal edilmiş olması göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşıldığı, sanıkların pişmanlıktan uzak savunmaları, suç sonrası katılan ile iletişime geçmek suretiyle gösterdikleri olumsuz tavırlar, suça meyilli kişilikleri nazara alınarak haklarında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, somut olayda gönüllü vazgeçme ve haksız tahrik hükümlerinden söz edilemeyeceği, bu itibarla sanıklar hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada CMK’nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli yağma, ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 09.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.