YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6567
KARAR NO : 2012/13738
KARAR TARİHİ : 11.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, sahte ruhsat ve nüfus cüzdanı kullanma, sahte plaka düzenleyip kullanmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İlkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30/01/2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının, sürelerinin, şeklinin ve ne zaman başlayacağının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, incelemeye konu 26.01.2005 tarih 2001/1757 esas 2005/11 karar sayılı kararda hangi kanun yollarına başvurulabileceği, şekli, süreleri ve ne zaman başlayacağının gösterilmediği, tebliğ tarihinde sanığın cezaevinde bulunduğu bu nedenle anılan kararın kesinleşmediği ve sanık …’ın temyiz itirazı süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede,
I- Sanık hakkında sahte ruhsat ve nüfus cüzdanı kullanma, sahte plaka düzenleyip kullanma suçlarından kurulan hükmün temyiz incelmesinde,
Sanığa atılı sahte ruhsat ve nüfus cüzdanı kullanma, sahte plaka düzenleyip kullanma suçları için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre; 765 sayılı TCK’nın 102/4 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımının karar tarihi olan 26.01.2005 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçudan kurulan hükmün temyiz incelmesine gelince,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın soyadının ve müştekinin adının gerekçeli karar başlığında kaydına uygun olarak yazılmaması,
2- Sanığın nüfus kaydına uygun sabıka kaydı getirtilerek incelenmesi suretiyle incelemeye konu suç tarihi itibariyle silinme koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek sonucuna göre hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Müştekinin yargılama aşamasında 15.05.2003 tarihli celsede aracın kendine teslim edildiğinde ön kapı kilidinin değişmiş olduğunu ifade etmesi karşısında eyleminin 765 sayılı TCK’nın 493/1 maddesindeki suçu oluşturduğu anlaşılmakla nitelendirmede hata yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Aracın değerinin müşteki tarafından 4000 TL olduğu ifade edilmesi karşısında değerin pek fahiş olduğu gözetilmeden 765 sayılı TCK’nın 522. maddesi uyarınca cezadan arttırım yapılmaması,
5- 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522 (pek fahiş) maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi uyarınca Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesine, 11.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.