Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/16659 E. 2012/10191 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16659
KARAR NO : 2012/10191
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ : …
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan verilen beraat kararının temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında 12.10.2004 tarihinde kurulan beraat hükmünün karşı temyiz olmadığından kesinleştiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürürlüğe giren Yeni Türk Ceza Yasası’nın değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle yaptığı iade üzerine mahkemece … hakkında verilen beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle sanık hakkında tekrar yargılama yapılamayacağı halde, yargılama yapılarak sonucunda yeniden verilen beraat kararının yok hükmünde olduğu anlaşıldığından; onama isteyen tebliğnameye aykırı olarak sanık … müdafiinin temyiz isteminin REDDİNE,
2-Hükümlü … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Hükümlü … hakkında kurulan 12.10.2004 gün ve 2004/652E ve 2004/645K sayılı hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm ancak, suç tarihinden sonra yürürülüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan …’e ilişkin ilk hükmün, adı geçen sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Yasa’nın 8/2 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan …’ın tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenle … hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, Üst Cumhuriyet Savcısı ve hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanunun 9/3 maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
3-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hükme dayanak yapılan 11.07.2003 tarihli keşif tutanağının birinci sayfasının teknik bilirkişi, çilingir bilirkişi, müşteki ve şoför tarafından imzalanmaması,
2-765 sayılı TCK ile yapılan uygulamanın lehe olarak kabul edilen 5237 sayılı TCK.ya nazaran sonuç ceza bakımından sanık yararına bulunduğunun gözetilmemesi,
Kabule göre;
3-5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek 53/1-c bendinde belirtilen haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısı ve sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 02.05.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.