Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4147 E. 2021/12669 K. 08.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4147
KARAR NO : 2021/12669
KARAR TARİHİ : 08.12.2021

MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına dair verilen karara, bölge adliye mahkemesince uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; babası … ve ikinci eşi olan davalı … ile 2009-2010 yıllarında … A.Ş. … … Şubesinde ortak hesap açtıklarını, ancak davalının hesapta bulunan paranın tamamını çektiğini, davacının hissesine düşen miktarı vereceğini söylemesine rağmen iade etmediğini, daha sonra dava dışı muris …’nin 31/08/2010 tarihinde vefat etmesi ile taraflar arasında mirasla ilgili ihtilafların çıktığını, bundan ayrı yine davalı ile kendisinin ayrı bir ortak hesabı daha olduğunu, buradaki miktarı da davalının çektiğini ileri sürerek; ortak hesaplardan davacının hissesine düşen kısımdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 31.665TL’nin 13/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 17/09/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 182.347,72TL’ye artırmıştır.
Davalı; cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında muris …’nin kanser hastası olduğu için harcamaları olduğunu, kendisinin de kanser hastası olduğunu, yurtdışında tedavi olduklarını, paraya ihtiyaçları olduğunu, bu nedenle 97.043,16TL’nin tarafından çekildiğini, diğer 300.000TL bedelin ise davacı tarafından muris …’nin ölümünden çok önce 13/08/2010 tarihinde hastalık ihtiyaçları nedeniyle kendisine havale edildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın ıslah dilekçesi de nazara alınmak suretiyle kabulü ile 182.347,72TL’nin 13/08/2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ıslah dilekçesi de nazara alınmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 133.966,43TL’nin 13/08/2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair verilen karar davacı tarafın temyizi üzerine Dairece; verilen 10/12/2020 tarihli ve 2020/5787 Esas 2020/7650 Karar sayılı kararla; (“Bölge adliye mahkemesince, HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı maddenin amir hükmüdür. Ancak, davalı tarafın, çekilen paralara dair yargılama sırasındaki ikrarı ile birlikte hesaplamaların yanlış olduğu hususunu açıkça istinaf sebebi olarak ileri sürmemesi gözönünde bulundurulduğunda bu hususun temyiz sebebi de yapılmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince “ … meblağların ayrı ayrı çekildiğine dair ikrarının (HMK m.188) maddi hataya dayandığını ve hukuksal sonuç doğurmayacağını kabulde zorunluluk bulunmaktadır. … Buradaki maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder… Bu nedenle banka kayıtlarından açıkça anlaşılan hesap hatası davalı vekilince istinaf sebebi olarak öne sürülmese dahi dairemizin çoğunluğu tarafından kendiliğinden inceleme sebebi olarak kabul edilmiştir.” gerekçesiyle, yanılgılı değerlendirme sonucu yukarıdaki paragrafta açıklanan gerekçe ile yazılı şekilde düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulması yerinde görülmemiştir…”) gerekçesiyle bozulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; Dairece verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı yerinde olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. Yargıtay bozma kararına konu olan karar, bölge adliye mahkemesinin esas hakkında kurduğu yeni hüküm olup bozma kararında da belirtildiği üzere, bölge adliye mahkemesi kararı HMK madde 371/1-a hükmünde yer alan sebeplerle bozularak kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesi kararının daha önce verilen bölge adliye mahkemesi kararı ile kaldırılmış olması, işin esası hakkında yeniden kurulan bölge adliye mahkemesi kararının ise temyiz incelemesi sonucunda dairemiz tarafından bozulmuş olması neticesinde, gelinen bu aşamada, bölge adliye mahkemesinin artık işin esası hakkında yeniden hüküm tesis etmesi gerekmektedir.
Buna göre, bölge adliye mahkemesince; Dairece verilen bozma kararına uyulduktan sonra, bozma kararı doğrultusunda yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar ile yetinilmek suretiyle hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2) Bozma nedenine göre, davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.