Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7167 E. 2021/15606 K. 08.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7167
KARAR NO : 2021/15606
KARAR TARİHİ : 08.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No : 2020/1656-2021/643

İlk Derece
Mahkemesi : Diyarbakır 3. İş Mahkemesi
No : 2016/121-2020/395

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde 22.05.2006-28.02.2013 tarihleri arasında dağıtım elemanı olarak çalışmasına rağmen bazı dönemlerin eksik bildirildiğini ileri sürerek 22.05.2006-28.02.2013 tarihleri arasında aralıksız olarak davalı işyerinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili bünyesinde sadece 13.02.2009-28.02.2013 tarihleri arasında çalıştığını, 22.05.2006-13.02.2009 tarihleri arasında çalışmasının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil … cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde araştırılması gerektiğini ve eldeki davada hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Diyarbakır 8. Hava Kuvvet Komutanlığı tarafından gönderilen giriş çıkış kayıtlarına göre davacının davalıya ait ürünlerin teslimi amacıyla askeri lojmanlara/tesislere ilk girişinin 02.02.2007 tarihi olduğu son kaydının ise 28.12.2009 olduğu, bordro tanıklarının beyanlarında davacının 2007 yılında çalışma yaptığını beyan ettiği gerekçesiyle davacının 02.02.2007 ile 12.02.2009 tarihleri arasında toplam 731 günlük hizmet süresinin tespitine karar verilmiştir.
Davalı işveren vekili: mahkeme huzurunda dinlenen tanıkların beyanlarının çelişki olduğunu, eldeki davada hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Feri müdahil … vekili: hizmet tespiti davalarında Kurumun sıfatının feri müdahil olduğunu, davalı şirket ile birlikte vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının ve yerel mahkemece verilen kabul kararının hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B-BAM KARARI
Davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca, 01.10.2008 tarihi öncesi isteme ilişkin davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. ve 01.10.2008 tarihi sonrası isteme ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleridir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca; “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun’un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun’un 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
Somut olayda; dava konusu talep döneminin 22.05.2006-28.02.2013 tarihlerine ilişkin olduğu, Mahkemece talep kısmen kabul edilerek;davacının davalı işyerinde 02.02.2007-12.02.2009 tarihleri yönünden kabul kararı verilip, öncesi ve sonrası tarihler bakımından talebin reddedilmiş olmasına rağmen; davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmesi ile hükmün kendi içinde ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturmuştur.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan çelişkili ve infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.