YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/709
KARAR NO : 2011/1383
KARAR TARİHİ : 08.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah.Sıf)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.10.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Sebahattin Aktürk vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.12.2010 günü murafaa icrasından sonra dosyada görülen eksiklik nedeniyle evrak mahalline iade edilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla, içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki suretiyle kazanılan kişisel hakka dayalı tapu iptal ve tescil ikinci kademedeki istek ise satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece tescil isteğinin reddine, satış bedelinin davalı yükleniciden tahsiline ilişkin istemin kabulüne dair verilen karar Dairemizin 10.07.20007 tarihli kararı ile özetle; Türk Medeni Kanununun 1023 ve 1024 maddeleri de gözetilerek davalı yüklenici ile diğer davalı … arasındaki hukuki işlemin gerçek nedeni üzerinde durularak ayni hakkın yolsuz olarak kazanılıp kazanılmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde “tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişini bu kazanımı korunur” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. maddede başka bir ifade ile tekrarlanarak, iyi niyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımını hükümsüz saymıştır.
Anılan yasal düzenlemeye göre, tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkansız olan kişinin iktisabı geçerlidir.Bu nedenle tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Somut olayda; Mahkemece Dairemizin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda tescil isteğinin kabulüne karar verilmiş ise de davalı … dava konusu 176 ada 3 numaralı parseldeki B Blok 10 numaralı konutu 25.12.2002 tarihinde tapuda yapılan sözleşme ile satın almış olup tanık beyanlarına göre davalının kullanımındadır.Toplanan kanıtlar ile davalının Türk Medeni Kanununun 1023 ve 1024. maddeleri kapsamında kötüniyetli alıcı olduğu kanıtlanmadığı halde tescil isteğinin reddi gerekirken dosya kapsamı ile uyumlu olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 825.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 08.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.