Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/7047 E. 2011/7944 K. 16.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7047
KARAR NO : 2011/7944
KARAR TARİHİ : 16.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 30.05.2005 ve 09.08.2006 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar …, … ve …’nun davalı …’a yönelik davalarının kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davacılar, … ve … 507, … ise 515 parsel sayılı taşınmazın malikleri olup, 516 parsel maliki …’a ait taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davacılardan 515 sayılı parselin maliki …, kendi taşınmazından diğer davacılara ait 507 parsel sayılı taşınmaza bedelsiz geçit vermeyi kabul ettiğini, diğer davacılarla anlaştıklarını belirtmiştir.
Mahkemece, 27.04.2007 tarihinde keşif yapılmış, ziraat ve fen bilirkişilerinin ortak olarak tanzim ettikleri 18.05.2007 tarihli rapor ve krokilerinde davacılara ait 507 parsel sayılı taşınmaza davalı …’a ait 516 parsel sayılı taşınmazdan (b) harfi ile gösterilen 91,50 metrekarelik yerden ve davacı …’ya ait 515 parsel sayılı taşınmazdan (a) harfi ile gösterilen 32,60 metrekare yerden ve 515 parsel’e de gene 516 parselden (b) harfi ile gösterilen 91,50 metrekarelik yerden geçit hakkı kurulmasının uygun olacağı bildirilmiştir. Ziraat bilirkişisi bu raporda 516 parsel sayılı taşınmazda verilecek 91,50 metrekarelik yerin üzerinde bulunan ağaçlar ile toplam bedelinin dava tarihi itibariyle 2.180,00 TL olacağını hesaplamıştır. Yargılamanın uzaması nedeniyle aynı ziraat bilirkişisenden 3 yıl sonra 10.02.2010 tarihinde mülkiyet hakkı kısıtlanacak 516 parsel malikinin mağduriyetine sebep olmamak için yeniden rapor alınmıştır. Ancak, alınan bu raporda ziraat bilirkişisi tarım arazilerine talep azalması nedeniyle taşınmaz fiyatlarının düştüğü gerekçesi ile 516 parselden verilecek geçit bedelini ağaçlarla birlikte toplam olarak 1650,00 TL olarak belirtmiş ve mahkemece de bu rapor hükme esas alınmıştır.
Geçit bedeli yukarıda belirtildiği üzere mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduretini gidermek için ödenecek bir bedeldir. Taşınmazın niteliği gözetilerek objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Aynı ziraat bilirkişisinden 3 yıl sonra alınan raporda geçit bedeli daha az hesaplanmış olmasına rağmen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiştir.
Mahkemece yeniden mahalli ve uzman bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılarak mahalli bilirkişilerin taşınmazın değeri konusunda görüşleri alınarak geçit bedelinin yeniden hesaplatılması ve çelişkiler giderilerek hüküm kurulması gerekir. Ayrıca, 515 sayılı parsel lehine 516 sayılı parsel aleyhine kurulan (b) harfi ile gösterilen geçit miktarının da hükmün (b) bendinde 91,50 metrekare yazılması gerekirken 31,60 metrekare yazılması da doğru değildir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.