Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/6417 E. 2012/24363 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6417
KARAR NO : 2012/24363
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacılar, … kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, … kazası nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi ile yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı sigortalının maddi tazminat isteminin SGK tarafından bağlanan gelirlerle karşılandığından reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı eş … ve davacı çocuklar … ve …’ın manevi tazminat istemlerinin sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; … kazası sonucu davacı işçinin sürekli … göremezlik oranının % 37 olduğu, mahkemece hükme esas alınan … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2008/376 esas sayılı dosyasında alınan 24.04.2009 tarihli kusur raporunda, davalı işveren şirketin ortağı ve yetkilisi davalı… ile şirketin yetkili genel müdürü davalı …’ün % 43 oranında, ustabaşı davalı… …’ın % 19 oranında, davacı işçinin % 38 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, mahkemece davalı işveren şirketin yetkilileri ve ustabaşının kusurları toplamı olan % 62 kusur oranının davalı işveren şirketin kusur oranı kabul edilerek sonucu gidildiği anlaşılmaktadır.
3- Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Hal böyle olunca doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan yalnızca maddi sağlık bütünlüğü ihlal edilen kişimidir? Cismani zarar kavramına (B.K. 46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca ve çocuklar gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık
bütünlüğünün ağır şekilde bozulmuşsa onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan, yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara maruz kalma söz konusudur. Kaza sonucu ağır yaralanan ve 2 kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın (H.G.K. 26.4.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) ve haksız eylem sonucu ağır yaralanan ve iktidarsız kalan kocanın karısının manevi tazminat isteyebileceklerine (H.G.K. 23.9.1987 gün ve 1987/9-183 1987/655) ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları aynı esaslara dayanmaktadır.
Somut olayda, olay tarihinde 38 yaşında olan, geçirdiği … kazası sonucu sol tarafı dizden itibaren tamamen kesilecek şekilde ağır yaralanan ve % 37 oranında sürekli işgücü kaybına uğrayan sigortalının eşi ve çocukları olan davacıların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır biçimde bozulduğu kabul edilerek manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
4-Mahkemece, davacı sigortalının maddi tazminat istemi, maddi zararının Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelirlerle karşılanması nedeniyle reddedilmiş olup, bu red kararının katsayı değişiklikleri sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artışlardan kaynaklanmasına ve dava açılırken davacının bu hususu bilebilmesinin mümkün bulunmamasına göre, davacının maddi tazminat talebinin reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerekirken, ayrıca davalıların birden çok olması nedeniyle infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 24.12.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.