Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/3371 E. 2010/3579 K. 23.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3371
KARAR NO : 2010/3579
KARAR TARİHİ : 23.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat Senem Yılmaz …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, 13.10.2000 tarihli, davalının Kocaeli Bahçecik ve Gündoğdu mevkiinde yaptığı inşaatların çatı imalâtı konusunda imzalanan sözleşme bedelinden kalan iş bedelinin tahsili istemiyle açılmıştır. Davalı zamanışımı def’inde bulunmuş, ayrıca Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/801 Esas sayılı dosyasında açılan menfi tesbit davasında borçlu bulunmadıklarının anlaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin ıslah edilen miktara göre davanın reddine dair kararı, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Taraflar arasında yüklenicinin yaptığı imalâta ilişkin iş bedeli, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, ödemelerin miktarı konusundadır. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı kayıtlarına göre ödeme tutarının 167.919,36 TL olduğu saptanmış, ancak bu ödemenin içinde bulunan 126.332,53 TL’lik kısmın nakit ödeme veya muhtelif ödeme şeklinde gösterildiği, dayanağı belgelerin bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı bu ödemelere ilişkin gerek malzeme gerekse, nakit olarak ödemeler yaptığını iddia etmiş, belgelerinin de Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında bulunduğunu belirterek bilirkişi raporuna itirazlarını bildirmiştir. Gerek anılan dosya içinde bulunan belgelerden, gerekse temyiz aşamasında sunulan ödeme belgelerinden davalının malzeme ve nakit olarak bir kısım ödemeler yaptığı anlaşılmaktadır. Yine yukarıda sözüedilen menfi tesbit davasına, davacının müdahil olarak

katıldığı, dosyaya verdiği 01.03.2004 tarihli dilekçesinde, 25.01.2001 tarihinde yapılan nakit ödemeye “doğru değil” banka ödemelerinin bir kısmına da aynı şekilde itirazı bulunduğu bankalarca yapılan diğer ödemelerden bir kısmına da kabul ettiği görülmektedir. Mahkemece sözüedilen bu belgelerle ilgili davacı beyanı alınıp inceleme yapılmadan dava sonuçlandırılmıştır. Oysa yapılması gereken iş, HUMK’nın 230 ve devamı maddelerince davalının sunduğu ödeme ve malzeme teslim belgeleriyle ilgili davacının isticvab edilmesi, imzaların inkârı halinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hükme varılmasından ibarettir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından usul ve yasaya aykırı bulunan karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 23.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.