Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/2346 E. 2012/21388 K. 27.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2346
KARAR NO : 2012/21388
KARAR TARİHİ : 27.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :1- Sosyal Güvenlik Kurumu vek.Av…. Ergün
:2- … vek.Av….

Davacı, murisi davalılardan işverene ait işyerinde çalıştığının ve geçirdiği kazanın iş kazası olmadığının tescil işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

Davacı şirket fabrikasının çatı onarımı işi sırasında vefat eden Ferhat Karaman’ın uğradığı kazanın kendileri bakımından iş kazası olmadığının ve …’ın kendi işçisi olmadığının davalı şirketin işçisi olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık …’ın ölmesi olayının davacı yönünden iş kazası olup olmadığı yönündedir. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için de öncelikle ölenin kimin işçisi olduğunun belirlenmesi gerekir.
İş kazasının tespiti istemine ilişkin bu tür davalar 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesinden ( 5510 sayılı Yasa’nın 13.maddesinden ) kaynaklanmaktadır. Anılan maddeye göre, iş kazası, a) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c) sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylardır. Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, 1) sigorta olayına maruz kalan kişinin sigortalı olması ( hizmet akdi ile çalışması) 2) sigorta olayının maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, olayın geçtiği davacılara ait fabrikanın Kurum tarafından işyeri olarak 1120647 sicil numarası ile 28.12.2005 tarihinde re’sen tescil edildiği, davacı şirketin çatı onarımı işi için ölen …’ın kayınbiraderi olan …ten fiyat teklifi aldığı, davalı şirketin davacı Yapı Merkezi Prefabrikasyon AŞ adına atermit levha, oluklu levfa gibi yapı malzemelerinin satışına ilişkin iki adet fatura düzenlediği, davacı şirketin ise davalı şirket adına iki adet tahsilat makbuzu düzenlediği ve yine davalı şirket emrine iki adet çek tanzim ettiği, çeklerden birinin …in eşi ve ölen …’ın kardeşi … tarafından bankaya ibraz edildiği, çatı onarımı işi için davacı şirket ile davalı İzo-As İzolasyon Çatı Kaplama ve Asma Tavan Mlz. Pazarlama Taah. Ltd. Şti. arasında 14.12.2005 tarihli sözleşmenin tanzim edildiği, ancak sözleşmenin … tarafından imzalandığı ve davalı şirketin ibraz ettiği imza
sirkülerinden …in davalı şirket ile herhangi bir bağının bulunmadığının görüldüğü, tanık olarak beyanları alınan … ve çatı onarımı işinin diğer çalışanı … ve davacı şirket adına sözleşmeyi yapan …’ın beyanlarından; davacı şirketin çatı onarım işini …in üstlendiği ve olay günü ölen … ile birlikte çatı onarım işi için davacıların fabrikasına geldikleri ve onarım sırasında …’ın çatıdan düşerek hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır.
Davacı; ölenin, kendi işçisi olmadığını, davalı şirket işçisi olduğunu iddia etmektedir. Tüm dosya kapsamından ölen işçi ile davacı şirket arasında hizmet akdi ilişkisinin olmadığı, davacı ile çatı onarım işini yapmak üzere anlaşanın … olduğu ve ölenin de …in işçisi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının davalı şirketin işçisi olduğunun kabulü mümkün olmasa da davanın reddi ile ölenin davacının işçisi olduğunu kabul etmek de isabetsizdir. Zira davacı yönünden olayın iş kazası olmadığı ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.