YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3863
KARAR NO : 2013/5083
KARAR TARİHİ : 08.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı …; tapulama sırasında taşlık ve tepe olarak tespit dışı bırakılan ve dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmaz bölümünün imar-ihya, bağışlama ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında davalı … davaya dahil edilmiştir. Davalı Hazine taşınmazın kamu malı meradan açma olduğunu ve davacı yararına edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 26.10.2011 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfiyle gösterilen (1, 2, 3, 4, 5 numaralar ile gösterilen yerler haricindeki) 8.097,61 m2 taşınmaz bölümünün davacı … adına tapuya tesciline, aynı tarihli rapor ve eki haritada 1, 2, 3, 4 ve 5 olarak numaralandırılan taşınmaz bölümlerine yönelik vazgeçme nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına, davalı Hazinenin taşınmazın adına tescil isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1974 yılında yapılan tapulama sırasında ”taşlık ve tepe” niteliğiyle tespit dışı bırakılmış olan taşınmaz bölümlerinin TMK’nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri gereğince tescili isteğine ilişkindir. Davacı, uzman bilirkişi tarafından düzenlen 26.10.2011 havale tarihli rapor ve eki haritada 1, 2, 3, 4 ve 5 numara ile işaretlenen taşınmaz bölümleri haricinde kalan (A) harfi ile gösterilen 8.097,61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün imar-ihya, bağışlama ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tapuya tescilini istemektedir. Mahkemece, bu bölüm üzerinde davacı yararına zilyetlik yolu ile mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz bölümü kadastro çalışmalarında taşlık ve tepe olarak tespit dışı bırakılmış olup, tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğine göre, imar-ihyaya muhtaç bulunan yerlerden olmasına rağmen imar-ihya yoluyla kazanım koşulları yönünden yeterince araştırma yapılmadığı gibi taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli olup olmadığı da tam olarak belirlenmemiştir. Bir arazinin kullanım süresi, niteliği ve üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. 15.12.2010 tarihli, harita mühendisince düzenlenen raporda hangi yıla ait olduğu belirtilmeyen hava fotoğrafının ve memleket haritasının çakıştırılması neticesinde niza konusu taşınmazın büyük bir kısmının ekili arazi, bir kısmının ise taşlık olduğu ancak değerlendirme yapılabilmesine olanak sağlayan fotogrametrik değerlendirme aletinin bulunmadığı belirtilmiş olduğuna göre hava fotoğrafı uygulaması yetersizdir. Uyuşmazlığın çözümü için gerekli hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki yıllara ait en az iki ayrı zaman dilimine ait olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1986
yılı öncesine ait) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskop aletiyle incelenmesi gerekir. Ayrıca, hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın sınırlarının belirlenebilmesi ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. O halde Mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için, dava tarihine göre 20-30 yıl (1986 yılı öncesine) öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları ve memleket haritaları usulüne uygun ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle getirtilmeli, jeoloji veya fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiye stereoskop ile (yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda) inceleme yaptırılarak taşınmazın dava tarihine göre 20 yıl öncesindeki niteliğinin ne olduğu, tarım arazisi olarak kullanılan yer olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınmalı; davalı Hazine tarafından taşınmazın öncesinin mera olduğu öne sürüldüğüne göre ve çevresindeki taşınmazların 4753 sayılı Yasa uyarınca Toprak Tevzii Komisyonu çalışmaları sonucu tapuya bağlanmış olduğu dikkate alınarak bu komisyon tarafından dava konusu taşınmaz bölümü hakkında ne gibi bir işlem yapıldığı, dava konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu köy içinde mera tahsisi yapılıp yapılmadığı sorulmalı, varsa mera tahsis kararı ve ekleri ile haritaları getirtilmeli, yine komşu parsellerin tapulama tespitine tapu kayıtlarının yanında vergi kayıtlarının da esas alındığı gözetilerek komşu parsellere tespit sırasında uygulanan vergi kayıtları ve komşu 183 ve 188 parsel sayılı taşınmazların tescil davası sonucu tapuya bağlandığı nazara alındığında taşınmazlara ait tescil dosyaları getirilmeli, bundan sonra, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu kadastro çalışma alanındaki mahalle ya da köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıkları ile ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, komşu taşınmazlara ait tapu kayıtlarında okunan ” mera” ve ”terze” sınırlarının neresi olduğu ve ”terze” ibaresinin neyi ifade ettiği saptanmalı, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dava konusu taşınmaz bölümünü içine alan mera tahsisi var ise meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukuken değer taşımadığı, taşınmaz hakkında yapılan tahsisin dışında ise toprak tevzii komisyonunun mera niteliğini değiştirme yetkisi bulunması nedeniyle tahsis dışında bırakılan taşınmazların öncesi mera olsa bile tahsisin kesinleşmesi ile birlikte mera niteliğinin kalkacağı ve koşullarının varlığı halinde zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olacağı göz önünde bulundurulmalı, bu durumda koşulların varlığını belirlemek bakımından taşınmazın hangi tarihte kim tarafından imar-ihyasına başlandığı, imar-ihyanın hangi tarihte bittiği, taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun tarımsal zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde giderilmesine çalışılmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi davalı Hazinenin tescil talebinin taşınmazın tümüne yönelik olduğu gözetilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken davanın kabul edilen bölümüne yönelik talebinin reddi ile yetinilmesi dahi isabetsiz, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.