Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1246 E. 2011/1198 K. 11.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1246
KARAR NO : 2011/1198
KARAR TARİHİ : 11.03.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar; 07.03.1999 tarihinde ölen ortak miras bırakanları … ….’ın sağlığında sahibi olduğu Yalıköy mevkii, 171 sayılı parselde bulunan taşınmazını ölünceye kadar bakma akti ile davalılardan …’a devrettiğini, 145 parselde bulunan taşınmazını ise davalıların tamamına bağışladığını, bu temliklerin kendilerinin saklı paylarını bertaraf etmek amacıyla yapıldığını, aynı zamanda muvazaalı olduğunu belirterek; öncelikle davalılar lehine yapılan kazandırmaların muvazaa nedeniyle iptali ile davacılar adına miras hisseleri oranında tesçiline, bu mümkün olmadığı takdirde saklı payı aşan tasarrufların tenkisine karar verilmesini talep etmişler, yargılama sırasında davalı … aleyhinde açtıkları davadan feragat etmişlerdir. Davalılar, saklı pay ihlal kastı olmadığından davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı … aleyhinde açılan davanın feragat nedeniyle reddine; diğer davalılar aleyhinde açılan tenkis davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Davalıların temyize konu edilen talepleri miktar olarak tek tek temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından temyiz inceleme isteklerinin REDDİNE;
2- Davacıların temyiz itirazlarına gelince;
Tarafların miras bırakanı, 1991 tarihinde davaya konu 171 sayılı parseli ölünceye kadar bakma akti ile davalı …’e, 1983 tarihinde ise 145 sayılı parselin 1/2’sini oğlu davalı …’e, 1/2’sini de gelini ve torunları olan diğer davalılara bağışlamak suretiyle temlik etmiştir. Davacılar davalı … aleyhine açtıkları davadan feragat ettikleri gibi toplanan delillere göre ivazlı akitlerden olan ölünceye kadar bakma aktinin saklı payları ihlal kastı ile temlik edildiği de ispatlanamamıştır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan davalılara yapılan bütün temliklerin ölüm tarihindeki değerleri dikkate alınarak tenkis hesabı yapılması doğru bulunmamıştır.
Tenkis davası, miras bırakanca yapılan, saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (MK.md.603) ve tenkise tabi (MK.md.461, 507) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (MK.md 454) Miras bırakanın Medeni Kanun’un 453. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Kanunu Medenisi’nin 507. maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken T.K.M.’nin 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun’un 503. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları, (en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları) dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalılara yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK.md.506) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesçiline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalılara fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözardı edilerek karar verilmiş olması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz edenlerin şahsı dikkate alınarak kazanılmış hakların saklı tutulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 11.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.