Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/7752 E. 2011/7968 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7752
KARAR NO : 2011/7968
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVALILAR : YUNUS DEMİR VE MÜŞTEREKLERİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 99 parsel sayılı 37.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal ve tapu dışı satın alma nedenleri ile ve eşit paylarla … ve … adlarına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümün 25 pay kabul edilerek 1/5’er pay itibari ile … ve … mirasçıları adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen bölümün mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın temyize konu edilen (A) harfi ile gösterilen bölümünün tespite dayanak yapılan tapu kaydının kapsamında kaldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Tapu kaydının bilinen sınırları itibari ile ve komşu 98 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının sınırları dikkate alındığında dava konusu taşınmazı kapsaması olanaksızdır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur. Mahkemece temyize konu edilmeyen (B) bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiğine ve taşınmazın sınırlarında eylemli olarak taşlık niteliği ile tescil harici kalan taşınmazlar bulunduğuna göre zilyetlik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yapılan mera araştırması yetersizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ile aynı yönteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup
maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlemlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, mera parseli ile arasında doğal yada yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera ya da tarla olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilmeli ve fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz işaretlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ifraz haritasının, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu dikkate alınmaksızın basit kroki şeklinde düzenlenmiş olması ve bu hali ile hükmün infaz kabiliyetinin bulunmaması da isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.