YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5290
KARAR NO : 2013/5849
KARAR TARİHİ : 29.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda 109 ada 5 parsel sayılı 91.45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalılar … ve …adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar … ve …, miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayalı olarak taşınmazın adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacılar tarafından çekişmeli taşınmazın taksimine ve davalılarla anlaşıldığına dair herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmadığı gibi kabul edilen gerekçe dahi hukuka uygun değildir. Davacılar çekişmeli 109 ada 5 parsel sayılı taşınmazın adlarına tespit gören 109 ada 40 parsel ile bir bütün olduğunu, taraflarca yapılan taksim sonunda içindeki kaynak suyu ile birlikte kendilerine kaldığını öne sürmüşlerdir. Davalılar vekili 20.10.2009 tarihli cevap dilekçesinde, çekişmeli taşınmaz ile birlikte aynı tapu kaydı kapsamında tespit gören dava dışı 104 ada 1, 109 ada 3, 7, 40 parsel sayılı taşınmazların davacı … adına tespit edildiğini, hatta bir kısım yerin taksimde davacıya bırakılmamasına rağmen sırf sudan yararlanması için davacılar adına yazılmasına rıza gösterildiğini belirtmiştir. Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmalarına göre dava dışı bir kısım taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın bir bütün halde iken maliklerince kadastrodan önce taksim edildiği ve dava dışı 109 ada 40 parsel sayılı taşınmazın davacılara düştüğü, onlar adına tespit gördüğü hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, dava konusu 109 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacılara bırakılan 40 parselin devamı niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taşınmaz başında yapılan keşif sonucunda dinlenen taraf tanıkları çekişmeli taşınmazın davacılara babalarından kaldığı, üzerinde bulunan kaynaktan çıkan suyun davacıya aktığını bildirmişler ise de “akmak” tabiriyle kastedilenin suyun doğal akışından kaynaklanan bir kullanım mı olduğu, yoksa taksimle davacılara isabet eden ve davacıların kullanımında bulunan su kaynağının mı olduğu anlaşılamamaktadır. Diğer yandan taşınmazlara ait kadastro paftasında hem 40 parsel hem de dava konusu 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde su kaynağı bulunduğu, keşifteki beyanlarda ise tek su kaynağından bahsedildiği halde bu çelişki giderilmemiştir. O halde; sağlıklı sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan
şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; önceki keşifte dinlenen taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Öncelikle fen bilirkişisinden kadastro paftasında 40 ve 5 parseller üzerinde gösterilen su kaynaklarının zeminde nereye tekabül ettiğini göstermesi istenilmeli, zeminde kaç tane su kaynağının bulunduğu tereddütsüz belirlenmeli; keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, su kaynağı birden fazla ise herbirinin bağımsız birer su kaynağı mı olduğu yoksa birinin diğerinin devamı şeklinde sonradan mı kaynak halinde ortaya çıktığı, su kaynağı ya da kaynaklarının kimin tarafından nasıl kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, alınan beyanlar ile önceki keşiflerde alınan beyanları arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye yeterli rapor alınmalı, raporunda su kaynaklarının zemin duruma göre yine davalıların kullanımına bırakılan su kaynağının nerede bulunduğunu göstermesi istenilmeli, su kaynağının tek olduğu ve onun da çekişmeli parsel üzerinde bulunduğunun anlaşılması halinde çekişmeli taşınmazın taksimle davacılara bırakılan 40 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde sayılacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Hal böyle olunca; eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 29.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.