YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/404
KARAR NO : 2022/424
KARAR TARİHİ : 30.03.2022
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
1. Taraflar arasındaki “Tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle verilen karar verilmesine yer olmadığına ve davanın reddine ilişkin karar davacı vekili ile davalılardan … ve … vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı …’a ait inşaat işinde davalı …’in işçisi olarak çalışmakta iken 20.05.2014 tarihinde inşaatın içinden geçen yüksek gerilim akımına kapılarak yaralandığını, sağ ayağının kesildiğini, karnında açık yaralar oluştuğunu, diğer ayağının da kesilme ihtimalinin bulunduğunu, aradan 7 ay geçmesine rağmen maluliyetinden dolayı gelir bağlanmadığını ileri sürerek olayın iş kazası olduğunun ve davacının maluliyet oranının ayrıca tarafların kusur durumlarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davalı …’ın iş kazası bildirimi üzerine davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığını, maluliyet oranının tespiti veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması konusunda Kuruma yaptığı herhangi bir başvuru bulunmayan davacının talepte bulunması durumunda 2014/16 sayılı genelge kapsamında gerekli işlemlerin yapılacağını, bu nedenle müvekkili Kurumun davada taraf sıfatının mevcut olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; ceza davasında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
7. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalı … ile müvekkili arasında anahtar teslimi eser sözleşmesine dayanan bir ilişki bulunduğunu, müvekkilinin asıl işveren olmadığını ayrıca ceza mahkemesindeki yargılamanın devam ettiğini, olayın davacının kusurlu davranışından dolayı gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
8. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, öte yandan davacının işin ehli olduğunu, kendisine eğitim verilmesine ya da başında beklenmesine gerek olmadığını, öğlene kadar müvekkili ile davacının birlikte çalıştıklarını, bu suretle davacının çalışma tarzı hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının yanı sıra inşaatın önünden geçen yüksek gerilim hattı ile ilgili gerekli önlemleri almayan davalı … Şirketinin de sorumluluğunun mevcut olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Kararı:
9. Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 24.05.2017 tarihli ve 2015/52 E., 2017/568 K. sayılı kararı ile; 506 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca olayın iş kazası olduğuna, kazanın meydana gelmesinde davacının %40, davalı …’ın %60 oranında kusurlu; diğer davalıların kusursuz olduğu tespitine, maluliyet oranının tespiti talebi yönünden ise davacı vekilinin 24.05.2017 tarihli duruşmadaki tazminat davasında maluliyet tespiti yapıldığı, bu davada maluliyet oranının tespitine gerek kalmadığına ilişkin beyanı nedeniyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
10. Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu ve … vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
11. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 04.10.2017 tarihli ve 2017/2421 E., 2017/1893 K. sayılı kararı ile; davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, davalıların istinaf başvurusu yönünden ise davalı Kurum tarafından maluliyet tespiti işlemlerine geçilmesi nedeniyle olayın iş kazası sayıldığının kabulü gerektiği, bu nedenle iş kazasının tespiti istemi yönünden davanın konusuz kaldığı, ayrıca sadece kusur oranlarının tespitine ilişkin dava açmakta davacının hukukî yararının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının kusur oranlarının tespitine ilişkin isteminin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h maddesi uyarınca hukukî yarar yokluğundan reddine, iş kazasının tespiti ve maluliyetin tespiti istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
12. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili ile davalılar … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
13. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarihli ve 2017/6652 E., 2018/6802 K. sayılı kararı ile; “…G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacının; meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine, davacının maluliyetinin tespitine, tarafların kusur oranlarının tespitine yönelik davalılara karşı dava açtığı, davacının 20.05.2014 tarihinde iş kazası geçirdiği, iş kazasının Kurum’a bildirildiği, davacının davalı …’in sigortalı işçisi olduğu, davalı … ile dabvalı … arasında yapımı süren inşaatın demir doğrama işinin yapılması konusunda eser sözleşmesi yaptıkları, davacı vekilinin 24.05.2017 tarihli celsede “her ne kadar dava dilekçemizde maluliyet bakımından tespit talebinde bulunmuş isekte, bu davanın açılmasından sonra mahkemenizde 2015/324 esas sayılı dava dosyasında meydana gelen kaza dolayısıyla açılan tazminat davasında maluliyet talep etmiştik, ve bu dosyada maluliyet raporu geldi maluliyet raporu geldiğinden bu dosyada ayrıca maluliyet raporu alınmasına gerek kalmadığını” beyan ettiği anlaşılmıştır
İş kazası ve maluliyet oranının tespiti konuları davalıların da hak alanlarını ilgilendirdiğinden, davacının talebi ile karar verilemez, davalıların beyanı alınarak gerekirse işin esasına girerek karar verilmesi gerekir.
Davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile iş kazası ve iş göremezlik oranının tespiti konuları davalıların hak alanını ilgilendirdiğinden davalıların beyanı alınarak gerekirse işin esasına girerek karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun kabulü ile davacının iş kazası ve iş göremezlik tespiti talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair yeniden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASI gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
14. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 31.01.2019 tarihli ve 2018/2558 E., 2019/93 K. sayılı kararı ile; bozma konusu olan iş kazasının ve maluliyetin tespiti konuları davalıların hak alanını ilgilendirmekle birlikte kararın bozma ilamını veren Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin iki içtihadına dayandırıldığı, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın davanın geri alınmasına bağlı olarak verilen bir karar olmadığı, davacının açtığı tazminat dosyasındaki bilgi ve belgelere göre olayın iş kazası sayılıp maluliyet tespiti yapıldığı, bu konuların taraflar arasında ihtilafsız olduğu, esasen davalı Kurum vekilinin istinaf dilekçesinin cevap dilekçesinin tekrarı niteliğinde olup daha sonra değişen/gelişen ve işçinin açtığı tazminat dosyasından anlaşılan durumları içermediği, nitekim Kurumun kararı temyiz etmediği, davalı …’ın istinaf başvurusunun ise kusurun aidiyet ve oranlarına ilişkin olduğu, bu konunun ise bozma kapsamı dışında kaldığı, bozma sonrasında davalı … vekilinin yazılı beyanında müvekkilinin kusursuzluğunun tespitini talep ettiği, duruşmada ise açılan tazminat dosyasında maluliyet tespiti yapıldığını bildiklerini, bu dosya yönünden maluliyet tespiti taleplerinin bulunmadığını ifade ettiği, diğer temyiz eden davalı … vekilinin kusura yönelik beyanda bulunduğu, tarafların olayın iş kazası olmadığına ilişkin bir beyan ve tazminat dosyasında maluliyet tespiti yapılmadığına ilişkin iddia ve bu dosya üzerinden tespite ilişkin taleplerinin bulunmadığı, bu konuları içeren istinaf ve temyiz istemlerinin de olmadığı, UYAP üzerinden alınan yetki ile tazminat dosyasının incelendiği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
15. Direnme kararını süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
16. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; iş kazasının tespiti ve maluliyet oranının tespiti istemleri yönünden davalıların beyanları alınarak gerekirse işin esasına girilip karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
17. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında öncelikle direnme adı altında verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
18. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
19. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
20. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilir.
21. Somut olayda bölge adliye mahkemesinin iş kazasının ve maluliyetin tespiti istemleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verdiği karar davalılar … ve … vekillerinin temyiz istemleri kapsamında sadece davacının talebi ile karar verilemeyeceği, bu konuların davalıların da hak alanını ilgilendirdiği, bu nedenle davalıların beyanları alınarak gerekirse işin esasına girilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup bozma sonrası davalılardan … vekili bozma konusu olan maluliyetin tespiti talebi ile ilgili olarak bu davada bir taleplerinin bulunmadığını belirtmiş, diğer davalılar da davanın reddini istemişlerdir. Bölge adliye mahkemesi ise davalıların bozma ilamına karşı beyanlarına yer vermiş ayrıca tarafların olayın iş kazası olmadığına ve tazminat dosyasında maluliyet tespiti yapılmadığına ilişkin beyan ve iddialarının yine bu davada tespit taleplerinin bulunmadığını vurguladıktan sonra tazminat dosyasının UYAP üzerinden incelendiğini de belirterek direnme kararı vermiştir.
22. Görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince bozma konusu yapılan iş kazasının ve maluliyetin tespiti istemleri ile ilgili olarak bozma kararında belirtildiği şekilde tarafların beyanları alındıktan ve tazminat dosyası da incelendikten sonra bozmaya eylemli uyma sonucu yeni bir karar verilmiştir.
23. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır.
24. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.
25. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 30.03.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.