YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15648
KARAR NO : 2013/15224
KARAR TARİHİ : 21.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ücret alacağı, izin ücreti alacağı, vergi iadesi kesintisi ve hizmet ödeneği alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalı Sendikanın İstanbul 5 numaralı şube başkanı olarak profesyonel statüde çalışmakta iken 27.11.2010 tarihli genel kurulda genel başkanlığa aday olması sebebiyle gördüğü baskılar sonucu istifa ettiğini, davacının 5.000,00 TL civarında net ücret aldığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, 2006-2010 yılları arası için yıllık izin alacağı bulunduğunu, 2011 yılı Ocak ayı maaşının ödenmediğini, vergi iadesi kesintisi adı altında davacıdan 3.750,00 TL kesinti yapıldığını, 2010 yılı hizmet ödeneğinin ödenmediğini, 2007-2010 dönemi hizmet ödeneğinin ise eksik ödendiğini iddia ederek ücret alacağı, izin ücreti alacağı, vergi iadesi kesintisi ve hizmet ödeneği alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 20.03.2004 tarihinden istifa ettiği 26.01.2011 tarihine kadar davalı Sendikanın İstanbul 5 numaralı şube başkanı olarak görev yaptığını, şube başkanlığından değil sendika üyeliğinden istifa ettiğini, ayrıca davacının sendika disiplin kurulunun 21.01.2011 tarihli kararı ile şube başkanlığından geçici olarak ihraç edildiğini tüzük hükümlerine göre sendika üyeliğinden istifa edenlerin ve ihraç edilenlerin hizmet ödeneğine hak kazanamadığını, diğer taraftan hizmet ödeneğinin kıdem tazminatı niteliğinde olduğunu, istifa edenin ise kıdem tazminatı alamayacağını, tüzük hükümlerine göre yıllık izinlerini kullandığını, kullanmadığı izinlerin ücretini ise isteyemeyeceğini, sendika ile davacı arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu, zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının kendi rızası ile vergi iadesi kesintisi yapıldığını, sendikanın bir ceza uygulaması veya hatasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının talep ettiği ücretin tahakkukunun yapıldığını ancak ödendiğinin ispat edilemediği, davacının talep edip de izinlerinin kullandırılmadığına dair bir belge bulunmaması nedeniyle izin ücreti alacağının olmadığı, vergi iadesi kesintisi talebinin ise kendi rızasıyla söz konusu kesintinin yapılması sebebiyle yerinde olmadığı, davacının hizmet ödeneği alacağının ise bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının hizmet ödeneğine hak kazanıp kazanmadığı ve kazanmışsa davacıya ödenmesi gereken hizmet ödeneği miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 44. maddesinde, “Sendikalar gelirlerini Sendikalar Kanunu ve tüzüklerinde gösterilen faaliyetler dışında kullanamazlar ve bağışlayamazlar.” denilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 45. maddesinde, “Konfederasyonlar ile sendikaların ve şubelerinin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Bunlar da yönetim kurulunca faaliyet raporunda gösterilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan Sendika Tüzüğünün 47. maddesinde; Sendika ve şubelerin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek ve tazminatların sendika genel kurulu tarafından verilen yetki gereğince bütçe hükümleri doğrultusunda genel yönetim kurulu tarafından belirleneceği ifade edildikten sonra şube yönetim kurulu ve başkanlarının ölüm, maluliyet, emeklilik, seçilememe, seçime girmeme ve istifa gibi sebeplerle görevlerinden ayrılmaları veya yeniden seçilmeleri hallerinde kendilerine yöneticilikte geçen her yıl için ödenecek hizmet ödeneği miktarının bütçe hükümlerine göre hesaplanıp ödeneceği ve sendikadan ihraç edilen profesyonel sendika yöneticisine hizmet ödeneği ödenmeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacının 05.04.2004-21.01.2011 tarihleri arasında davalı Sendikanın İstanbul 5 numaralı Şubesi’nin başkanı olarak görev yaptığı, en son genel başkanlığa adaylığını koyduktan sonra seçimi kaybettiği, akabinde 21.01.2011 tarihli disiplin kurulu kararıyla hakkında genel kurula kadar görevden geçici uzaklaştırma ve üyeliğin askıya alınması cezası verilip ihraç istemiyle genel kurula sevk edildiği, davacının bu karara karşı iptal davası açtığı, davanın mahkemece reddedildiği ve kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2012/21335 esas, 2012/19819 karar sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle davacının hizmet ödeneğine hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Davacı vekili tarafından 2007-2010 arası dönem için hizmet ödeneğinin eksik ödendiği ve 2010-2011 arası ise ödenmediği iddia edilerek hizmet ödeneği talebinde bulunulmuştur. Davacının 2007-2010 arası dönemde şube başkanı olarak görev yaptığı ve 17.07.2010 tarihinde yapılan seçimde tekrar bu göreve seçildiği görülmektedir. Bu itibarla tüzük hükümlerine göre, davacının 2007-2010 arası dönem için hizmet ödeneğine hak kazandığı anlaşılmaktadır. Davacının yeniden seçildiği 17.07.2010 tarihi ile hakkında geçici görevden uzaklaştırma cezasının verildiği 21.01.2011 tarihi arasındaki dönem için hizmet ödeneğine hak kazanıp kazanmadığının ise ayrıca değerlendirilmesi gereklidir. Davacı, disiplin cezası verilmesinden sonra 26.01.2011 tarihinde üyelikten istifa ederek disiplin cezasının iptali için dava açmıştır. Sendika yöneticisi olabilmek için sendika üyesi olmak gerekmektedir. Bu itibarla üyelikten istifa ile birlikte sendika yöneticiliği de istifa edenin kendi iradesiyle sona ermektedir. Diğer taraftan davacının genel kurulun üyelikten ihraca karar vermesinin önüne geçip sırf hizmet ödeneği almak için üyelikten istifa ettiğine ve talep hakkını kötüye kullandığına dair somut deliller bulunmadığı gibi disiplin cezasının iptali için dava açıp süreci takip ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle tüzük hükümlerine göre, yöneticilikten istifa hizmet ödeneğine hak kazandıran hallerden biri olarak sayıldığından davacının bu dönem için de hizmet ödeneğine hak kazandığının kabulü gerekir.
Ancak Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre hizmet ödeneği kıdem tazminatı tavanına tabidir. Bu sebeple davacının talep ettiği dönemlerde alabileceği hizmet ödeneği kıdem tazminatı tavanı dikkate alarak belirlendikten sonra davacıya hizmet ödeneği olarak yapılan ödemelerin de mahsubu sonunda fark alacak mevcut olursa bu alacağa hükmedilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu esaslara aykırı olacak şekilde davacının hizmet ödeneği talebinin hüküm altına alınması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Ayrıca, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olması sebebiyle hüküm altına alınan ücret alacağı açısından işçi ücretleri için öngörülen “bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin” somut olayda uygulanamayacağının göz ardı edilmesi de isabetsizdir. Kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.