YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2326
KARAR NO : 2010/8632
KARAR TARİHİ : 15.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ipotek davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı vazgeçme nedeniyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … Merkez … Mahallesi, 4799 Ada, 10 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine Aysel Kocuklu, … , … ve … murisleri olan … lehine tesis edilmiş olan 0,70 YTL bedelli ipoteğin kaldırılması için, … tarafından … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1631 sayılı dosyası ile ipoteğin kaldırılması davası açıldığını, lehine ipotek tesis edilmiş olan … ’ın nüfus kaydına göre 1989 yılında ölmüş olması, mirasçılarının adreslerinin tespit edilememesi, kim ve nerede olduklarının da bilinmemesi nedenleriyle, yasa gereğince … Defterdarı olarak, ilin en büyük mal memuru sıfatıyla mirasçılara kayyım olarak atandığını, lehine ipotek tesis edilenin mirasçılarının haklarının korunması için de … bu ipotek bedelinin arttırılması davasının açılmasının gerekli olduğunu ileri sürerek, 0,70 TL ipotek bedelinin 3.892,00 TL’ye çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 29/07/2009 tarihli dilekçe ile davadan vazgeçtiğini bildirmesi üzerine vazgeçme nedeni ile davanın reddine, 287,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3561 sayılı, “Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun”un 2. maddesinde, “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ
2010/2326-8632
olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder. Mallar üzerindeki yönetim görevi sona erinceye kadar, yönetim kayyımı tayin edilen en büyük mal memuru yerine vekâlet eden veya atanan kimse de bir karara gerek kalmadan o makama tayin edilmiş sayılır…” hükmü bulunmakta olup, … Defterdarı olan davacı, yukarda ilgili hükmü açıklanan 3561 sayılı yasa gereğince, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1631 esas sayılı “ipoteğin fekki” davasında, kendilerine karşı dava açılan ve adresleri tespit edilemeyen …, … , … ve …’ye kayyım olarak atanmış, tapu kaydındaki ipotek bedelinin çok düşük olması nedeniyle de, yine yasa gereğince bu kişilerin hak ve menfaatlerini korumakla yükümlü olduğundan, kayyım sıfatıyla … bu “ipotek bedelinin artırılması” davasını açmış, dava sırasında adı geçen kişilerin adres ve nüfus kayıtlarına ulaşılmış olması üzerine de, görevi tamamlandığından davadan vazgeçmiştir. O halde açıklanan yasal yükümlülük gereğince … Defterdarı olan davacı tarafından eldeki davanın açılması, daha sonra, dava açılmasını gerektiren durumun ortadan kalkması sonucunda da davadan vazgeçilmesi nedeniyle, yasadan kaynaklanan görevini yerine getiren davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde, davacının vekalet ücretine mahkum edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının “Sonuç ve Karar” başlıklı bölümünün, 4. satırında bulunan, (Ücret tarifesi uyarınca 287,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine) rakam ve sözlerinin karardan çıkarılarak yerine, (vekalet ücreti tahsiline yer olmadığına) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.