YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1845
KARAR NO : 2010/8833
KARAR TARİHİ : 17.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan alacağı olduğunu,bu alacak nedeniyle aralarında çıkan ihtilaf sırasında tehdit edildiği iddiası ile yapılan ceza yargılaması sırasında davalının müşteki olarak verdiği ifadesinde 85.000 DM borçlu olduğunu ikrar ettiğini, bu belgeye dayanarak yapılan takibe itiraz edildiğini bildirerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı davacının talimatı ile verilen parayı kendi adına ancak davacı yararına hisse senetlerine yatırım yaptığı ve davacının talebi üzerine bunların tasfiye edildiği, en son 16.402 Euro borç kaldığı ve bunuda çekle ödediğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek 26.959,32 TL üzerinden takibin devamına ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı davalıdan alacağı olduğunu ve ödenmediğinden aralarında ihtilafa sebep olduğu, tehdit edildiği iddiası ile şikayeti üzerine açılan ceza davasında kabul ettiği 21.3.2003 tarihli ifade tutanağında 85.000 DM borcu olduğunu ikrar ettiğini bildirerek bu ifade tutanağına dayalı olarak yaptığı takibe yöneltilen itirazın iptali için eldeki davayı açmıştır. Davalı davacının isteği ile Menkul kıymetler Borsasında davacının verdiği para ile davacı yararına hisse senedi aldığını, bir süre sonra ayrılmak istediğini bildirmesi üzerine hesabın tasfiye edildiğini, davacının gösterdiği Pamukbank-Mal tepe şubesindeki hesap numaralarına 2001 yılında para yatırdığını, davacının tutmak istediği hisse senetlerini de davacı adına yatırım portföyüne aktardığını, en son 16.402 Euro borcu kaldığını bunun içinde Finansbankın çekini verdiğini ve 19.3.2003 tarihli ibra belgesi aldığını ve borcunu bitirdiğini savunmuş ve buna ilişkin delillerini sunmuştur. 16.3.2003 tarihli bakiye bocun 16.402 Euro 2010/1845-8833
olduğu ve bunun içinde 16.3.2003 tarihli çek verdiğine ilişkin belgedeki imzaya davacının itirazı üzerine yaptırılan imza incelemesinde davacıya aitolmadığı anlaşılmakla bu ibra belgesinin delil olma niteliği kalmamıştır. Ancak davalı ceza dosyasında varlığını ikrar ettiği 85.000 DM borcun ne şekilde tasfiye edildiğini 13.5.2004 tarihli dilekçesinde izah ederek banka ve hesap numaralarını bildirmiştir. Davalının bu dilekçesine cevap niteliğinde yazılan 18.5.2004 tarih havaleli davacı dilekçesinde yapılan ödemeleri aldığını, 16.3.2 O O 3 tarihli 16.402 Euro bedelli finansbank çekinide alıp tahsil ettiğini kabul etmekle birlikte bu ödemelerin 85.000 DM lik borç ilişkisi için değil başka bir borç ilişkisi için verildiğini bildirmiştir. Davacının bu savunması bağlantısız bileşik ikrar niteliğindedir. Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre bağlantısız bileşik ikrarın bölünebileceği kabul edildiğine göre davada ispat yükü davacı tarafa geçmiştir. Buna göre davacının davalı ile aralarında başka bir hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağı olduğunu, davalının yaptığı ödemelerin bu başka alacağa ilişkin olduğunu yasal delillerle ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece davacının 16.402 Euro alacağı kaldığının kabulü ile bu miktarın TL karşılığının tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf bu kararı temyiz etmeyerek taraflar arasındaki bakiye alacağın 16.402 Euro olduğunu kabul ettiği ve davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekir. Davalı bu bakiye borcun da 16.3.2003 tarihli Finansbank çeki ile ödediğini savunduğuna göre bu ödemeyi aldığını ancak başka hukuki ilişki için ödendiğini savunan davacı tarafa yasal delilleri sorulup değerlendirilerek başka bir hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağı olduğunu ispat edemediği takdirde davalı ödemelerinin dava konusu alacağa ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin verilen karar usul veyasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.