YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11872
KARAR NO : 2013/10671
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında …. Köyü çalışma alanında bulunan 110 ada 44 parsel sayılı 5712,36 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının kendisine verilen kesin süreye rağmen keşif giderlerini yatırmadığı ve davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafa keşif giderini yatırması için yapılan tebligat içeriği usul ve yasaya uygun olmadığı gibi, verilen kesin süre içerisinde davacının vefat ettiği hususu da dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Kural olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için, öncelikle taraflardan tanık ve diğer delil listelerinin alınması, dayanılan kayıtlar varsa celbedilip dosyaya konulması, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi, yerel bilirkişi adaylarının isimlerinin zabıta aracılığı ile tespit edilmesi ve dosyanın keşfe hazır hale getirilmiş olması gerekir. Bundan sonra belirlenecek keşif günü ile ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretler, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgililere makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da, bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiyelerin muhatabına ulaşabilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmeli, bu ara kararına uymamanın sonuçları, hazır bulunan davacıya ihtar edilip, hazır bulunmayanlara usulen tebliğ edilmelidir. Dosya içeriğinden, Mahkemece, 07.03.2013 tarihli celsede yukarıda izah edilen usule uyulmaksızın keşif masrafının yatırılması için davacı tarafa bu hususun kendisine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre verildiği, celse tutanağının 25.03.2013 tarihinde dağıtıcı kaşesi ve imzası olmaksızın davacının kardeşine tebliğ edildiği, bu hali ile tebligatın Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulsüz olduğu, kaldı ki tebliğ tarihi ile başlayan kesin süre içerisinde 03.04.2013 tarihinde davacının vefat ettiği, mahkemece
davacının mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiği halde bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen süre 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine uygun olmaması, mahkemece öngörülen süre zarfında davacının vefat etmesine rağmen mirasçılarının davaya dahil edilmemesi nedenleri ile, davacı mirasçısı …’nın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.