YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7125
KARAR NO : 2010/7299
KARAR TARİHİ : 28.12.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı şirkete yapılan basım işi nedeniyle düzenlediği dört adet faturadan dolayı alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibi başlatmış, davalı ise icra, takibine itiraz ederek durdurmuş ve İİK’nın 67. maddesinde öngörülen yasal süre içinde eldeki itirazın iptâli davası açılmıştır.
İddia olunduğu şekliyle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu ilişki hukuki niteliğince BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi niteliğindedir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davalı, davaya cevap vermediğinden davanın reddini istediği kabul edilmelidir. Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ileri sürülüp, davalı yanca bu iddiaya karşı konulduğuna göre, davacı yüklendiği işi imal ve davalıya teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır. Nitekim davacı yanca dosyaya bu amaçla muhtelif irsaliyeli faturalar ibraz edilmiştir. Ancak, yukarıda izah edildiği üzere davalı yanca bu hususa karşı konulmuş olunmakla, öncelikle tarafların yetkili temsilcilerinin isticvap edilerek, anılan irsaliyeli faturalarda teslim alan kısmında adı veya imzası bulunan kişilerin kimler olduğunun araştırılması irsaliyeli faturaların, davalının yetkili temsilcisine veya bu konuda mutad şekilde yetkilendirilmiş elemanına tebliğ edilmiş olup olmadığının saptanıp, davalı yana tebliğin gerçekleştirilmiş olduğunun belirlenmesi halinde, ayrıca davacı imal edilen eserlerin kargo yoluyla davalıya gönderildiğini ileri sürdüğünden bu hususun da incelenip, dava konusu malların kargo vasıtasıyla davalıya teslim edilip edilmediğinin tespit edilmesi, fatura konusu imalâtların gerçekleştirilip davalıya teslim edildiğinin ve ayrıca faturaların da davalıya tebliğ edildiği anlaşıldığı takdirde faturalara itiraz edilmemekle kapsamlarının kesinleştiği kabul edilerek, sonucuna göre hüküm tesisi yoluna gidilmeli, imalâtın teslim edilip, faturaların tebliğ edilmemiş olduğunun saptanması ihtimalinde ise, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından BK’nın 366. maddesi uyarınca işlerin yapıldığı tarihler itibariyle serbest piyasa rayiçleriyle bedeli uzman bir bilirkişiye hesaplatılmalı ve bulunacak bu miktar hüküm altına alınmalı, ayrıca toplanacak deliller çerçevesinde davacının icra inkâr tazminatı istemi hakkında bir değerlendirme yapılmalı, imalâtların teslim edildiği kanıtlanamadığı takdirde ise, davanın reddine karar verilmelidir.
Değinilen hususlar nazara alınmadan eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 28.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.