Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/9164 E. 2010/937 K. 12.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9164
KARAR NO : 2010/937
KARAR TARİHİ : 12.02.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 127 ada 88 parsel sayılı 53395,77 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeni ile ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın … mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün kök muris … mirasçıları adına miras payları oranında tesciline, (B) harfi ile gösterilen bölümün tespit gibi tesciline, (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümlerinin 127 adada son parsel numarasından sonraki numaralar verilerek davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu edilen (A) harfi ile işaretli bölümünün tarım arazisi olduğu ve davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacının dayandığı 301 emlak numaralı Hacı … kızı … adına kayıtlı bulunan tapu kaydı mahkemece keşifte uygulanmış ise de taşınmaza uyup uymadığı, tapu kaydının taşınmaza ait bulunmaması halinde nereye ait olduğu belirlenmemiş, tapu kaydında ismi geçen şahıslar ile davacı arasındaki irs ilişkisi, taşınmazın kimden, ne şekilde intikal ettiği ve zilyetliğin sürdürülüş biçimi yöntemince araştırılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacının dayandığı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, iktisap sebebi ile birlikte varsa haritası ve dayanağını oluşturan tüm belgeler ile kadastro tespiti sırasında varsa revizyon gördüğü parsellere ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, komşu parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, varsa tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle dayanak kayıtları ve belgeler ile bu taşınmazların tespitleri kesinleşmişse kadastro sonrası oluşan tapu kayıtları dosya içine getirtilerek dosya tamamlanmalı; davacıdan kayıt malikleri ile aralarında akti ya da irsi ilişki bulunup, bulunmadığı, sorulup, saptanmalı, davacının kayıt malikleri ile ilişkisi saptandığı takdirde mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı …’nin dayandığı tapu kaydı
tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için tanık dinletme imkanı sağlanmalı, uygulamada komşu parsellerin tespit tutanaklarından yararlanılmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, tapu kaydının taşınmaza ait olup olmadığı kesin olarak tespit edilmeli, tapu kaydı taşınmaza ait değilse nereye ait olduğu belirlenmeli, tapu kaydının taşınmazı kısmen ya da tamamen kapsadığının belirlenmesi halinde Hazine yararına 3402 sayılı Kanun’un 13/B-c maddesi hükmünün uygulanamayacağı gözönünde bulundurulmalı, tapu kaydının taşınmazı kapsamadığının ya da miktar fazlası bulunduğunun belirlenmesi halinde ise, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümünün kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin usulen giderilmesine çalışılmalı; tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmelidir. 3 kişilik ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve kullanım durumunu komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde açıklayacak nitelikte ayrıntılı rapor alınmalı, davacı taraf yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde belirtilen şekilde taşınmaz edinme koşullarının gerçeleşip, gerçekleşmediği yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.