YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27085
KARAR NO : 2013/22717
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ile işe iadesine ve ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı asil, davalı işveren aleyhine tanıklık yaptığı için iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek feshin geçersizliği ve ücret talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili ise, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işyerinde 30’dan az işçi çalıştığı, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliği talebinin reddine, ücret alacağının da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı vekilince yapılan ıslahın usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı asilin, dava dilekçesinde miktar belirtmeden alacak talebinde bulunması sebebiyle mahkemece bu husustaki eksikliğin giderilmesi için davacıdan açıklama istenmiş olup, davacı asil 08.04.2010 tarihli dilekçesi alacağı miktarı açıkça belirtmek suretiyle açıklama getirmiş ve keza 15.04.2010 tarihli oturumda da 3.658,78 TL alacağın hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş ise de, davacı vekili tarafından verilen 17.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğundan, hüküm altına alınan alacağa ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, ıslah dilekçesine itibar edilmeden hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinin isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili ıslah dilekçesiyle vekalet ücreti de istemiş olmakla mahkemece vekalet ücretine hükmedilmesi doğru ise de, hüküm altına alınan miktar itibariyle davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinin 440,00 TL olması gerekirken, 1.200,00 TL vekalet ücretinin hüküm altına alınması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.