Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/4777 E. 2012/21203 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4777
KARAR NO : 2012/21203
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/01/1983-19/08/2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 1.1.1983 -19.8.2004 tarihleri arasında yaptığı çalışmalardan eksik bildirilen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı …’a ait işyerinde 1.10.1987-30.4.1989, 1.1.1994-30.4.1994 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 29.6.1986 tarihinden geçerli olmak üzere davalı işyerinde çırak olarak işe başladığına dair sözleşmenin bulunduğu, işe giriş bildirgesinin 1.1.1987 tarihi itibariyle verildiği, bildirgenin 8.6.1987 tarihinde SGK kaydına alındığı, davacının bu tarihte 16 yaşını doldurup 17 yaşından gün aldığı, davacının sigorta hizmet cetvelinden davalı işyerinden bildirilmiş başkaca bir hizmetinin bulunmadığı, davacının yasal temsilcisi ile işveren arasında imzalanmış çıraklık sözleşmesinin dosyada olduğu, davalı işyerinden verilmiş 1.6.1991, 1.7.1994 tarihli olmak üzere iki tane daha işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu ve hizmet cetveline göre davacının 1.6.1991-31.5.1994 tarihleri arasında 1992/2 dönem hariç ayda 30 gün üzerinden tam bildirim yapıldığı yine aynı işyerinde 1.7.1994-19.8.2004 tarihleri arasında tüm çalışmaların tam olarak bildirilmiş olduğu, işverence ücret bordrolarının sunulduğu ancak imzasız oldukları, Siteler Mesleki Eğitim Merkezinden verilen 7.12.2006 tarihli yazı ile davacının 19.9.1986 tarihinde kayıt olup 27.12.1986 da 1. Dönemde devamsızlık nedeniyle kaydının silindiği bildirilmesine rağmen, 27.12.2010 tarihli yazı ile davacının 29.9.1986 -1.6.1989 arası çıraklık okulunda kayıtlı olduğunu ve primlerin okul tarafından yatırıldığının bildirildiği anlaşılmaktadır
Bu davada çözümlenmesi gereken hukuki sorun, hangi durumda gerçek bir çıraklık ilişkisinden söz edileceği noktasında toplanmaktadır. çıraklık Kanunu’na göre kurulan çıraklık okullarında okuyanlar çırak sayılır. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemede, bir başka ifade ile davacının dava konusu dönemde çırak olup olmadığına karar verirken çıraklık sözleşmesi hükümlerine göre değil, çalışma ilişkisine bakarak bir sonuca varmalıdır. Gerçekten Çıraklık Sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyor ise bu durumda, çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Zira burada gerçekleşen; işçinin emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunmasıdır ki bu da ancak bir hizmet ilişkisi ile söz konusu olur. Kişi Kurumca çırak olarak bildirilmiş ise, çırak olmadığını ispat külfeti kişiye düşer. Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği tespit edilirken, daha doğrusu davacının davalı işyerinde çırak olarak çalışmakta iken 19 yaşından gün almaya başladığı tarihten itibaren çalışmasına çırak olarak mı yoksa diğer kadrolu işçiler gibi üretime yönelik mi çalıştığı sorusuna cevap bulabilmek için “çalışma ilişkisine ve biçimine” bakmak gerekmektedir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Öte yandan 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesine göre 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlayacağı, ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin prim ödeme gün sayılarına dahil edileceği bellidir.
Somut olayda davacının 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 1.10.1987 tarihi itibariyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de Çıraklık Eğitim Merkezinden gelen 27.12.2010 tarihli ikinci yazı içeriğinden 29.9.1986-1.6.1989 tarihleri itibariyle halen çıraklık kaydının devam ettiği ve primlerin okul tarafından ödendiğinin bildirilmesi karşısında verilen karar hatalı olmuştur.
Kabule göre de davacının 1994/1 dönemde tüm primlerinin ödenmesi karşısında hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak 1.1.1994-30.4.1994 tarihleri arasında tespite karar verilmesi hatalı olup tespiti gereken sürenin prim ödemesi yapılmayan 1992/2 döneme ait 1.5.1992-31.4.1992 tarihleri arasında olması gerektiği açıktır.
Yapılacak iş; öncelikle dosya arasında bulunan Çıraklık eğitim Merkezinden verilen 7.12.2006 tarihli yazı ile davacının 19.9.1986 tarihinde kayıt olup 27.12.1986 da 1. Dönemde devamsızlık nedeniyle kaydının silindiği bildirilmesine rağmen, 27.12.2010 tarihli yazı ile davacının 29.9.1986 -1.6.1989 arası çıraklık okulunda kayıtlı olduğunu ve primlerin okul tarafından yatırıldığının belirtilmesi karşısında yazı içerikleri arasındaki çelişkinin giderilerek davacının çırak olarak çalıştığı tüm sürenin doğru olarak tespiti ile bu dönemde primlerinin yatırılıp yatırılmadığını tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlemek, ayrıca, davacının sigortalılık sürelerinin belirlenmesinde çıraklık sözleşmesi olsa bile davalı işyerinde çırak olarak çalışmakta iken 19 yaşından gün almaya başladığı tarihten itibaren çalışmasına çırak olarak mı yoksa diğer kadrolu işçiler gibi üretime yönelik mi çalıştığı sorusuna cevap bulabilmek için çalışma ilişkisini ve biçimini belirlemek giderek çalışmanın niteliğinin eğitim öğretim amaçlı mı yoksa üretime yönelik mi olduğunun tespiti amacıyla işyerinde birlikte çalıştığı bordro tanıklarını gerekirse yenilerini dinlemek, bordro tanıklarının beyanlarının konuyu yeterince aydınlatamaması durumunda komşu işyeri tanıklarının beyanlarına başvurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir sonuca varmaktan ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden …’e iadesine, 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.