Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/7530 E. 2011/7842 K. 23.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7530
KARAR NO : 2011/7842
KARAR TARİHİ : 23.11.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU: TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 118 ada 3 parsel sayılı 10861,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı … , 118 ada 4 parsel sayılı 10779,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz …, 118 ada 5 ve 120 ada 5 parsel sayılı 7198,24 ve 8854,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı … , 118 ada 7 parsel sayılı 4524,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanarak çekişmeli taşınmazlar hakkında ayrı ayrı dava açmıştır. Yargılama aşamasında …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 118 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden davaya katılmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı …’nin davasının reddine, katılan …’in davasının kabulüne, çekişmeli 118 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile katılan … adına, çekişmeli 118 ada 3, 4, 5 ve 120 ada 5 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tespit malikleri adlarına tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazlarda davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Dava konusu taşınmazlar üzerinde davacının hak kazandırıcı süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı toplanıp, değerlendirilen delillerle belirlenmiş olup, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi mümkün bulunmadığına göre davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki; davacı dilekçesinde tapu kaydına da dayanmış olup, davacı vekili kayıtların fazlalığı nedeni ile tapu kayıtlarını daha sonra sunacağını beyan ettiği halde dayanak kayıtlarını bildirmesi konusunda kendisine kesin süre verilmeden ve böylelikle davacının delilleri tam olarak toplanmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca, davacıya tapu kayıtlarının tarih ve sıra numaralarını bildirmesi hususunda kesin süre verilmeli, bildirildiği takdirde tapu kayıtlarının oluşum belgeleri ve varsa haritaları ile çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler getirtilip dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi

bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dayanılan tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle ve dayanağı olan tüm belgeler okunup, kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, keşfe götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir biçimde kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 23.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.