Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/12395 E. 2013/15291 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12395
KARAR NO : 2013/15291
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 31.01.2008 tarihinde AZC Yapı Ltd. Şirketinde fenni mesul (inşaat mühendisi) olarak çalışmaya başladığını ve halen fenni mesul olarak çalışmaya devam ettiğini, davalı tarafından bu iş karşılığında kendisine yapılan ödemelerin aylık taksitler halinde yapılacağını; toplam hizmet bedelinin sözleşme süresine bölünmesi ile belirlenen aylık tutarın, her ayın sonunda ödeneceğinin belirlenmesine rağmen şimdiye kadar çalışması karşılığı olan ücret bedelinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL alacağın 15.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacı iddiasına nazaran davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, davacının taahhüt ettiği işleri yerine getirmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının yaptığı işin mahiyeti gereği taraflar arasında bağımlılık unsurunun bulunmadığı, davacının davalıdan emir ve talimat almadığı, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı ve uyuşmazlığın genel hükümleri uyarınca genel yetkili asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkindir; görev itirazı yargılamanın her aşamasında, usul hukukuna ilişkin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın taraflarca ileri sürülebileceği gibi, davayı gören mahkeme de, bu yönde bir itiraz olmasa da, görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, bir uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülebilmesi için işçi sayılan kişilerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya 4857 sayılı Kanuna dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlığın bulunması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde yapılmış olan atıf sonucu, İş Mahkemesinin görev kapsamını belirleyen 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesi gereğince, 4857 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrası ile 4. maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerinde; işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere, 4857 sayılı Kanun’un uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya 4857 sayılı Kanuna dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi iş mahkemelerinin görevidir.
4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasına göre, iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının davalı şirkette fenni mesul olarak görev yaptığı açıktır. Tanık anlatımlarına göre, davacının davalı şirkette iş görmeyi üstlendiği ve taraflar arasındaki iş ilişkisinde bağımlılık öğesinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinde belirtildiği üzere uyuşmazlık işçi işveren ilişkisinden kaynaklandığından görevli mahkeme iş mahkemesidir.
Davacı, davayı iş mahkemesinde açmıştır ve görevsizlik kararında isabet bulunmamaktadır. Mahkemece, deliller toplanıp işin kısmi süreli olup olmadığı da değerlendirilerek ve talep konusu alacağın bulunup bulunmadığı saptanarak sonucuna göre işçi alacağının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Kabule göre de, mahkemenin görevsizliğine dair verilen kararında; kanuni süre içerisinde gönderme istenmeme durumu gözetilmeksizin görevsizlik kararının kesinleşmesi ve başka mahkemeye gönderilmesi işlemleri ve sonucu beklenilmeden gerekçeli kararla birlikte yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendireceğine ilişkin kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, ayrı bir bozma sebebidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.