Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1016 E. 2010/7489 K. 01.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1016
KARAR NO : 2010/7489
KARAR TARİHİ : 01.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan kardeşi … ile … 4. Noterliğinin 11.04.2008 tarih 03753 yevmiye no.lu ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlediklerini; bu sözleşme gereğince davalılardan İbrahim’e kendisine bakması karşılığında 5 adet daireyi devretmeyi taahhüt ettiğini, bu davalı ile birlikte kendisine ait dairede birlikte oturduklarını, 71 yaşında olduğunu, kronik hastalıkları olup ayakta duramamakta ve bakıma muhtaç durumda olduğunu, bakım ve ihtiyaçlarının giderilmesi için bankaya gidip gelmesinin zor olduğunu, bu sebeple birlikte yaşadıkları davalı …’in banka hesabına 13.760 Euro, davalı …’in …’nın oğlu olan diğer davalı …’nın hesabına da 20.000 Euro para yatırdığını, daha sonra davalılarca kendisine kötü davranılmaya başlanınca ölünceye kadar bakma sözleşmesini feshettiğini, ortak yaşadıkları konuttan ayrılarak başka bir yakın akrabasının yanında kalmaya başladığını, davalılara kendi tedavisi ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması için haricen vermiş olduğu toplam 33.760 Euro’nun iade edilmesini şifahen istediği, ancak kabul görmediği belirterek davalı …’den 13.760 Euro ve davalı …’den 20.000 Euronun tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davacı tarafından kendi hesabına yatırılan paranın davacının bakım ve tedavi giderleri amacıyla verilmiş ve ona ait işlerde kullanılan para olduğunu, banka hesabında olduğu gibi durduğunu, davadan önce kendisinden talep edilmediği gibi tevdi mahalli de bildirilmediğini, bu nedenle ödeme yapılmadığını ve muacceliyet kesbetmediğini, davacı tarafından tevdi mahalli gösterildiğinde paranın yatırılacağını savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı … ise; verilen paranın şarta bağlı olmayan bağış olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı …’e yönelik davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalı …’e yönelik davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir
2010/1016-7489
isabetsizlik bulunmamasına göre davacının, davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Kural olarak yargılama giderleri, davada haksız çıkan, eş söyleyişle aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. (HUMK m.417/I c.1) Davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olması halinde davalı, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Somut olayda, davalı … söz konusu paranın iadesi konusunda bir ihtarname veya tebligat yapılmadığından ve tevdii mahalli de belirtilmediğinden davacıya paranın iade edilemediğini, bu nedenle dava konusu paranın muacceliyet kesbetmeyen borç durumunda kaldığını savunmuş ve bilahare davacı vekilince bildirilen banka hesabına dava konusu bedeli yatırdığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı …’e yönelik davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, daha önce tevdii yeri bildirilmediği belirtilmekle bu davalı yönünden yargılama giderine hükmedilmemiştir. Dosya içeriği ve dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından dava konusu paranın dava açılmazdan evvel davacı tarafından talep edildiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca, davalı … davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. HUMK.nun 417-423 maddeleri gereğince yargılama giderlerinin ve kendisini vekille temsil ettiren davacı için vekalet ücretinin davalı …’den tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3.bendindeki cümlenin tamamen çıkarılarak yerine aynen “Davacıdan alınan peşin harcın istemi halinde iadesine, 154,28 YTL nispi harcın davalı …’den alınarak Hazineye irad kaydına” sözlerinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 5.bendindeki cümlenin tamamen çıkarılarak yerine aynen “davacı tarafından davalı …’e yönelik yapıldığı görülen 14,00 TL başvurma harcı, 2,30 TL vekalet harcı, 9,00 TL davetiye gideri olmak üzere toplam 25,30 TL yargılama giderinin davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, davalı … yönünden yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına” sözlerinin yazılmasına, bu bentten hemen sonra gelmek üzere 6.bent olarak “Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nce hesap ve takdir olunan 3.256,99 TL vekalet ücretinin davalı …’den alınarak davacıya ödenmesine” cümlesinin eklenmesine, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.