Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/27317 E. 2013/20868 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27317
KARAR NO : 2013/20868
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Teftiş Ankara Grup Başkanlığı müfettişleri tarafından, müvekkili ile görüşülerek tutanak hazırlandığını, ancak tutanak içeriğinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek 04.04.2012 tarihli tutanağın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, usul yönünden görev itirazında bulunmuş, esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Sulh Ceza Mahkemesi’nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş mahkemesinin görevi noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 92/3. maddesinde yer alan düzenlemeye göre “Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi ispatlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir.”
4857 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 3. fıkrasına göre iş müfettişi raporuna karşı açılan davada, işveren tarafından, yapılan tespitin hatalı olduğu ve tamamen ya da kısmen borçlu olunmadığı gerekçesiyle itiraz ediliyorsa, dava menfi tespit davası niteliğindedir. Bu halde kanunda özel olarak düzenlenmiş olması sebebiyle davacı işverenin bu davayı açmakta, kanunun ifadesiyle “hukuken korunmaya değer güncel bir yararı” bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir ifadeyle tespit davaları için ayrıca araştırılan hukuken korunmaya değer güncel bir yarar koşulunun bu dava açısından mevcut olduğu değerlendirilmelidir.
Mahkemece, davanın, davalı tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptaline yönelik olduğu ve Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Somut olayda, iş müfettişlerince davacının beyanı alınarak 04.04.2012 tarihli tutanağın tanzimi üzerine, davacı tarafından sözkonusu tutanağın iptali talep olunmuştur. Davacı vekili, dava dilekçesinde ve 12.03.2013 tarihli oturumda, taleplerinin 04.04.2012 tarihli tutanağın iptaline ilişkin olduğunu belirtmiştir. Şu halde, yukarıdaki açıklamalar ışığında, iş müfettişi tarafından düzenlenen tutanağın iptaline ilişkin talep yönünden görevli mahkeme iş mahkemesidir. Mahkemece, işin esasına girilerek, bütün deliller ve ayrıca davalı Bakanlığa husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği de değerlendirildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.