YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9529
KARAR NO : 2013/11172
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında …Köyü çalışma alanı içinde bulunan 101 ada 191 parsel sayılı 10.863.091,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadim mera olduğu belirtilerek mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacılar …, …, … yasal süresi içinde, davacılar Asım ve Karabey Yener ise askı ilan süresi geçtikten sonra irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendilerine ait olan taşınmazların mera içerisinde ölçüldüğü iddiası ile taşınmazın ayrı ayrı bölümlerine dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kabulüne, dava konusu taşınmazın 18.04.2012 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokide (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerine ilişkin yapılan sınırlandırmanın iptaline, (A) harfi ile gösterilen bölümün eşit paylarla davacılar …ve … adına, (B) harfi ile gösterilen bölümün eşit paylarla davacı …ile kardeşi …’ün mirasçıları adına, (C) harfi ile gösterilen bölümün eşit paylarla davacılar …ve … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacılar tarafından dava konusu edilen taşınmaz bölümlerinin mera vasfında olmayıp özel mülkiyete konu çayır vasfında oldukları gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan 101 ada 191 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilen bölümleri dışında kalan bölümlerin kamu malı kadim mera olup olmadığı sorulmamış, 191 parselin temyize konu bölümleri ile dava dışı bölümünün ve taşınmazlara komşu olan diğer parseller arasında ayırıcı unsur niteliğinde doğal ya da yapay sınır olup olmadığı belirlenmemiş, zilyetlik yönünden ayrıntılı beyan alınmamıştır. Ayrıca bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekimtarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilemeyen alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle, tespit tarihinden 20-25 yıl öncesine ait en yakın 1987 yılı olmak üzere birbirine yakın tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra, komşu köylerden seçilecek taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz bölümlerinin öncesinin kadim mera olup olmadığı, yine dava konusu bölümler dışında kalan taşınmazın kadim ve eylemli mera olup olmadığı, taşınmazın kadim mera olduğunun anlaşılması halinde temyize konu bölümlerle ne şekilde ayrıldığı, arada doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, her bir taşınmaz bölümünün öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve halen kimler tarafından ne şekilde kullanıldığı maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, yine hava fotoğrafları üzerinde tespit tarihinden 20 yıl öncesine ilişkin olarak taşınmazın temyize konu bölümlerinin belirgin sınırlarının mevcut olup fotoğraflarda görülüp görülmediği, temyize konu bölümler ile 191 sayılı parselin kalan bölümünün kullanımında farklılık olup olmadığı yönünde inceleme yaptırılmalıdır. 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın diğer bölümleri ile temyize konu bölümlerini karşılaştıran, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklar nitelikte, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.