Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/17750 E. 2013/17012 K. 09.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17750
KARAR NO : 2013/17012
KARAR TARİHİ : 09.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, “…tutarlılık ve ölçülülük denetimi kapsamında işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı, feshin kaçınılmaz olup olmadığı, davacının aynı veya başka bir birimde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, kadro daraltılmasına gidilirken hangi birimde kaç personelin çalıştığı, bu personelin performans değerleri, kaç personelin kalıcı olarak istihdam fazlası konumuna geldiği, bu personelin şirketin diğer birimlerinde istihdam imkanı olup olmadığı konusunda bir çalışma yapılıp yapılmadığı konusunda kriterlerin ortaya konulamaması, kesin olarak tespit edilen işçi sayısı kadar fesih yoluna başvurulmadan önce feshe muhatap olacak işçilerin hangi sosyal seçim kriterleri dikkate alınarak belirlendiği ve bu konuda yapılmış çalışma olup olmadığı, performans kriterleri konusunda nesnel ölçütler ortaya konulmadığı, davacının performansının istihdamına devam edilen personelin performansından daha düşük olduğunun ispatlanamaması karşısında işçi çıkarma yoluna gidilmesinin kararın oluşum sürecinin yargısal denetime elverişli nesnel verilerle desteklenememiş olması, işletmesel kararın tutarlı bir şekilde uygulandığı ve feshin son çare olması ilkesine uygun davranıldığı da kanıtlanamamış olduğu…” gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının iş sözleşmesinin, şirketin mali yapısındaki olumsuzluklar ve sağlık sektöründeki olumsuz gelişmelerden dolayı şirket organizasyonunun yeniden yapılandırılarak küçülmeye gidilmesi ve bu kapsamda oluşan istihdam fazlalığı sebebiyle feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde, konusunda uzman olup olmadığı anlaşılamayan bilirkişiler tarafından düzenlenen rapora itibarla sonuca gidilmesi isabetli görülmemiştir. Mahkemece, konusunda uzman bir mali müşavir, bir işletme ekonomisi ve organizasyonu uzmanı ile bir endüstri mühendisinden (insan kaynakları uzmanı) müteşekkil üç kişilik kuruldan rapor alınmak suretiyle, davalı şirketin ekonomik kriz içerisinde olup olmadığı, davalı şirkette işçi fazlalığı doğuracak şekilde işlerde azalma olup olmadığı, 27.02.2012 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile 10.03.2012 tarihli İcra Kurulu Toplantısında alınan kararların tutarlı bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı, feshin son çare olma ilkesine uyulup uyulmadığının denetimi bakımından fesihten sonraki altı aylık dönem bordrolarının da getirtilerek, işyerine davacı işçi ile aynı veya benzer nitelikte işçi alınıp alınmadığı belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle davanın kabulü isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 09.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.