YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17142
KARAR NO : 2013/17539
KARAR TARİHİ : 12.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin feshedilmediğini, davacının kendi isteği ile işi bıraktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatma tazminatının dört aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır.
Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz.
Dosya içeriğine göre; davalı işyerinde iş makinesi operatörü olarak çalışan davacı, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve fazla çalışma yapılacaksa karşılığının ödenmesini istediklerini işverene bildirdiklerini, işverenin ertesi gün konu ile ilgili bilgilendirileceklerini söylemesine rağmen aynı günü akşamı iş sözleşmelerinin feshedildiğinin ve bir daha işe gelmemelerinin söylendiğini iddia ederken; davalı, davacının şartları kabul edilmeyince işi kendisinin bıraktığını savunmaktadır. Dinlenen davacı tanıkları, davacı ve arkadaşlarının çalışma şartlarının düzeltilmesini talep ettiği, davalı kabul etmeyince kendilerinin işten ayrıldıklarını beyan ederken, davalı tanığı da davacı ve arkadaşlarının daha işverenle konuşmadan önce hakları verilmezse çalışmayacaklarını söylediklerini ifade etmiştir. Tanık anlatımları ile dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi ile, davacı ve arkadaşlarının çalışma şartlarında düzelme olmazsa çalışmayacakları yönündeki iradelerini henüz işverenle konuşmadan ortaya koydukları, işverenle konuşmalarının olumsuz sonuçlanması üzerine de işi bıraktıklarının kabulü gerekir. Sebebi ne olursa olsun iş sözleşmesini kendi fesheden işçi iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Hüküm : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.