Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/9555 E. 2013/9145 K. 27.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9555
KARAR NO : 2013/9145
KARAR TARİHİ : 27.09.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Gülçimen Köyü çalışma alanında bulunan … ada … parsel sayılı 58.949,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazların doğusunda bulunan taşınmaz ise tespit harici bırakılmıştır. Davacı … vekili, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak … ada … parsel açısından tapu iptal ve tescil, … ada … ve … parsellerin doğusunda bulunan taşınmaz açısından ise tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişmeli … ada … parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısım ile tescil harici bırakılan ve fen bilirkişisi raporunda (C) harfi ile gösterilen taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescil harici bırakılan yer hakkında tapuya tescil istemi ile açılan davaların TMK’nın 713/3. maddesi uyarınca Hazine yanında ilgili Kamu Tüzel Kişiliğine de yöneltilmesi zorunlu olduğu halde dava dilekçesinde Köy Tüzel Kişiliği taraf gösterilmemiştir. Taraf teşkili dava şartı olup, bu şart yerine getirilmeden davanın esası hakkında inceleme yapılıp, karar verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle yasal hasım olan Köy Tüzel Kişiliğinin davaya katılımı sağlanıp taraf teşkilinin oluşturulması sağlanması, bundan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek yargılamaya devam edilmesi isabetsizdir.
Öte yandan … ada … parsel yönünden bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile kabul kararı verilmiş ise de; çekişmeli taşınmazı gösterir hava fotoğrafları dosya içerisine getirtilmemiş, ziraat bilirkişisinden taşınmazın niteliğini gösterir ayrıntılı rapor alınmamış, taşınmazın kullanım durumu açık şekilde belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru iktisap devresine ait üç ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya içine konulması, yeniden yapılacak keşifte 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğünden gelen
2013/9555-9145
paftaların ise, düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu konusunda uzman bilirkişilerden jeodezi ve fotogrametri mühendisinden ise hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle taşınmazın niteliğinin belirlenmesi sonucu tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, uydu fotoğrafı ile dava tarihinden önceki evrelere ilişkin kadastro paftasını harita çizim programıyla çakıştırılarak, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimin hangi tarihte zilyetliğe başladığı, taşınmazın kimden ne şekilde intikal ettiği, zilyetliğin tespit tarihine kadar hangi süre ile ne şekilde sürdürüldüğü konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulmalı, uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı hakkında gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nın 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, HMK’nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin çektirilecek yakın plan ve panoramik fotoğrafları üzerine taşınmazın konumu işaretlenip mahkemece onaylandıktan sonra dosya içine konulmalı, 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen sınırlama yönünden davacılar ve murisleri adına senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup araştırılmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ….09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.