YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6389
KARAR NO : 2013/6628
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı Hazine vekili; … Köyü 1279 (1002) nolu ve 446 m2 alanlı kök kadastro parselinin, ihdasen Büşükşehir belediyesi adına tescil edilerek anılan Belediyenin 28.02.2001 tarih ve 419 sayılı Encümen kararı ile yapılan imar uygulaması sonucu kamu alanında kullanılmak üzere terkin edildiğini, ne var ki, 446 m2 alanın 94.48 m2’lik kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve anılan şuyulandırma işlemiyle bu bölüm üzerine 5399 ada 2 sayılı imar parselinin oluşturulduğunu, ancak, idari yargı yerinde anılan imar düzenlemesinin iptal edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının eski haline iadesiyle 5399 ada 2 sayılı imar parselinin 94.48 m2’lik kısmının tapusunun iptali ve Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda “davanın kabulüne, tapu kaydının eski haline iade edilerek Adana İli Çukurova İlçesi … Köyünde kain 5399 ada 2 parsel nolu taşınmazın 94,48 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile imar öncesi kök parsele ihyasına, tescil harici bırakılan 94,48 m2’lik kısmın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, yapılan imar düzenlemeleri sonucu Hazine adına oluşan mükerrer ada ve parsel kayıtlarının iptaline” karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı … Belediyesi vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine vekili tarafından, karar, her ne kadar süresi içerisinde temyiz edilmiş ise de, daha sonra idareden alınan yazılı muvafakata binaen temyiz talebinden vazgeçildiği 28.02.2013 tarihli dilekçeyle bildirilmiş olmakla; davacı Hazine vekilinin temyiz isteminin vazgeçme nedeniyle REDDİNE;
Davalıların temyiz itirazlarına gelince;
Davacı Hazine vekili; çekişmeli yerin öncesinde kadastro harici, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer iken Hazine adına sicil kaydı oluşturulmadan ihdasen Adana Büyükşehir Belediyesi adına tescil edildiğini, sonraki imar uygulaması ile de anılan parselin tamamının kamuda kullanılmak üzere terkin edildiğini, dayanak imar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edildiğini ve böylece sicil kaydının TMK’nun 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düştüğünü ileri sürerek tapu iptal ve Hazine adına tescil istemiyle eldeki davayı açmış olup; Mahkemece, sicil kayıtlarının illetini teşkil eden imar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. İmar uygulamasının dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Dayanıksız kalan (illetten mücerret) kaydın ise iptali ile kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası şeklinde karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan; çekişmeli taşınmazın Belediye sınırları içerisinde ve kadastro sırasında tespit dışı bırakılan yer olduğunun belirlenmesi halinde, 1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 sayılı Yasa’nın 3/2. maddesinde öngörülen Belediyeye devri gerekli taşınmazlardan olup olmadığının açıklığa kavuşturulması; şayet yasa gereğince Belediyeye devri gereken yerlerden olduğu tespit edilirse, Hazine’nin taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı gözetilerek Hazinenin davasının reddine karar verilmesi; diğer taraftan, 775 sayılı Yasanın 3. maddesi her ne kadar 19.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı Yasa ile iptal edilmiş ise de; iptal kararının bu tarihten önce doğmuş olan haklara etkili olmayacağı, bir başka ifadeyle kazanılmış hakkın korunması gerekeceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince; mahallinde yapılan uygulama neticesinde teknik bilirkişilerin, çekişme konusu 1279 (1002) nolu parselin kadastro paftasına göre dağlık ve çalılıktan ihdas edildiği bildirildiği halde, tescil bildiriminde (beyannamede), bir kısım parsellerin yola terkinden ihdas edildiğinin belirtildiği, ne var ki, bu hususlardaki çelişkinin giderilmediği, öte yandan; çekişme konusu taşınmazın imar uygulamalarından önceki vasfı, kadastro harici bırakılan bir yer olup olmadığı ve Hazine ile ilgisinin bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanmadığı, ayrıca Belediyeye devri gereken yerlerden olup olmadığı hususu üzerinde de durulmadığı görülmektedir. O halde, değinilen ilkeler ve yasal düzenlemeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, tarafların tüm delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan nispi karar harcının talep halinde temyiz eden davalılara ayrı ayrı iadesine,12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.