YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11245
KARAR NO : 2011/5259
KARAR TARİHİ : 26.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 22.884 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı sürücünün olayda asli ve tam kusurlu olduğunu davalı aracının trafik sigortasından 6.000 TL tahsil edildiğini belirterek bakiye 16.884 TL.nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili kusuru kabul etmediğini olayda davacıya sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu aynı olaya ilişkin Gömeç Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu ve sonucunun beklenmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının davalı tarafın kusuruna karşılık gelen zararını davalı aracının trafik sigortasından tahsil ettiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK.nun 1301. maddesine dayalı olarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kaza tesbit tutanağında davalı sürücü …’un yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğunu, davacıya sigortalı aracın sürücüsü … ile 3. kişi aracının sürücüsü …’nin kural ihlallerinin olmadığı belirtilmiş, davacı vekili davalı tarafın olayda tam kusurlu olduğuna dayanılarak işbu davayı açmıştır.
Aynı kazaya ilişkin olarak Gömeç Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dosyasında davalı sürücü … aleyhinde taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan açılan ceza davasında trafik polis memuru bilirkişiden alınan raporda davalının asli davacının tali kusurlu olduğu belirtilmiş yine aynı dosyada Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 23.12.2008 tarihli raporda davalı …’un tali, davacı aracının sürücüsü …’un asli kusurlu olduğu bildirilmiş olup bu dosyanın karara çıktığına ve kesinleştiğine dair dosyada belgeye rastlanmamıştır. Kaldı ki karar verilmiş olması halinde dahi hukuk mahkemesi hakimi kusur oranıyla değil maddi vakıa ile bağlıdır.
Eldeki dosyada mahallinde yapılan keşiften sonra verilen 23.2.2009 tarihli uzman bilirkişi raporunda davalı sürücünün “yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama kusurunu işlediğinden bahisle %75 oranında sigortalı aracın sürücüsünün sollama yasağı başlamadan önündeki otobüsü sollamaya başlayan ancak sollama yasağının başladığı noktadan sonra otobüs sollamasını tamamlayıp sağ şeride geçecekken yolun sağ şeridinde durmakta olan ve ışıkları yanmayan davalı taraf aracını fark etmesi nedeniyle sağ şeride giremeyip doğması muhtemel bir kazayı önlemek, can ve mal güvenliğini korumak amacıyla davalı aracını da sollamaya çalışırken kısmi olarak karşı şeride tecavüz ederek o anda karşıdan gelen 3. kişi aracına çarpması nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Davalılar vekilinin itirazı üzerine ODTÜ makine mühendisliği bölümünden seçilen bilirkişi kurulundan alınan raporda davalı tarafın aracının sol park lambasının yanmaması
kısmen sağ şeridi işgal edecek tarzda tam olarak yol güvenliğini kontrol etmeden ana yola çıkmak için aracını yönlendirmiş olması nedeniyle taşıt trafiğini tehlikeye düşürdüğünden davalı sürücüsünün tali, davacı aracının sürücüsünün aracı ile konvoy içinde seyir halinde iken sollama yasağı olduğu halde sollama yapması, sollamanın hemen ardından yolun sağında durmakta olan ve karşı yönden gelen araç yeterli mesafeden gördüğü halde karşılıklı yaklaşım hızlarını gözönüne almadan hızını daha da artırıp sollama yasağının olduğu kesimde sol şeride geçmesi, kendi şeridine giremeden karşı yönden gelen 3. kişiye ait araç ile çarpışmaya sebep olması nedeniyle asli kusurlu olduğu belirtilmiş davacı vekilinin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi hususundaki itirazlarına rağmen mahkemece çelişkinin giderilmesi cihetine gidilmeksizin bu rapor ile ceza mahkemesinde Adli Tıp Kurumundan alınan raporun kusur oranları yönünden uyumlu olduğundan bahisle, davacı tarafın kazada %75 (6/8) oranında kusurlu olduğu kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/86 Esas sayılı dava dosyası getirtilerek İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan ceza mahkemesinde dinlenen tanık ifadeleri, olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporları tarafların itirazları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek çelişkileri giderici ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmeski gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … Oyak Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … şirketine geri verilmesine 26.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.